Galip’in eşi Rüya (amca kızı) aniden kısa bir not yazıp evden ayrılır. Galip t roman boyunca Rüya’yı ve beraber olduklarını düşündüğü Celal’i arar. Celal bir yazar Galip ise avukattır. Celal Rüya’nın abisidir.
Romanın ana kurgusu bu üçgen üzerine kurulu iken sürekli matruşka gibi konu içinde konu, konu içinde konu çıkar. Adeta yazar “haydi anlayın da göreyim” der gibi okuyucuya gizli bir meydan okuma içerisinde gibidir. Roman okudukça çözmeye çalıştığınız zorlaşan bir puzzle gibidir.
Roman bu meydan okumayı hak edecek güçlü bir edebi dil, anlatım ve konu zenginliğine sahiptir. Şeyh Galip’in Hüsnü Aşkın’dan girer, Mevlana’nın Mesnevisin’den çıkar. Birden sizi Mantıku't-Tayr karşılar. Birde bakarsınız konu Dante’ye Dosteyevski’ye gelmiş. Sonra; Holmes, Batuta, Schopenhauer… ve daha pek çok tarihsel kişilik..
Postmodern romanı sevenler için olmazsa olmaz bir başucu kitabıdır.
Romanı okuyup bitirebilmek bir Orhan Pamuk hayranı olmakla sonuçlanabileceği gibi tersi de mümkündür.
Roman iki kısımdan oluşur ( 19 artı 17 bölüm). Her bölüm ayrıca okunup ayrı bir konu gibi düşünülebilir. Bu bir avantaj sağlar. Ara sıra açıp sevdiğiniz bir bölümü tekrar okuma zevkini yaşayabilme imkanı sunar.
Roman okuyucuya ilgi duyduğu alanlar ile ilgili çıkarımlar yapma fırsatı sunarken kurguyu da istediği gibi tamamlaması mümkündür. Romanda hikaye tarih kurgu iç içe geçmiştir.
Kanaatimce kişinin kimlik problemi başkası veya başkaları olma arzusu gibi psikolojik yönü öne çıkmıştır.
Yazar dört buçuk yılını kapanıp bu romana verdiği düşünüldüğünde okunmaya değer müthiş bir emek ve eserin olduğu daha iyi anlaşılır.
“Allah'ın asıl niteliğinin bir 'gizli hazine', bir 'kenz-i mahfi', bir esrar olduğuna ilişkin sayfalarca yazı okudu. Bütün sorun bu esrara ulaşabilmenin yolunu bulmaktı. Bütün sorun bu esrarın dünyada yansıdığını anlamaktı. Bütün sorun esrarın her yerde, her şeyde, her nesnede, her insanda görüldüğünü kavramaktı. Dünya bir ipuçları deniziydi; her damlasında arkasındaki esrara varacak bir tuz tadı vardı. Galip yorgun ve kızarmış gözlerle okudukça bu denizin sırlarınagireceğini biliyordu.”
Syf 305 /22. Baskı YKY.