Arthur Schopenhauer’un Eristik Diyalektik adlı eseri, bir tartışmada haklı olmasanız bile nasıl haklı çıkabileceğinizi gösteren 38 tartışma taktiğini içerir. Bu taktikler, ahlaki açıdan bakıldığında ciddi soru işaretleri barındırır; zira amaç gerçeğe ulaşmak değil, karşı tarafı alt etmek ve üstün çıkmaktır. Kitap yüzeyde bakıldığında bir tür manipülasyon rehberi gibi algılanabilir, hatta bazıları tarafından bu şekilde kullanılır. Ancak Schopenhauer’un bu yöntemleri aktarmaktaki asıl amacı, insan doğasının zayıf ve çıkarcı yönlerini gözler önüne sermek ve bunlara karşı zihinsel bir savunma hattı oluşturmaktır.
Bu 38 yöntemin içinde karşı tarafı susturmaktan konuyu saptırmaya, duygusal manipülasyondan karikatürleştirmeye kadar birçok taktik bulunur. Çoğu zaman bu yollar insanlar tarafından bilinçli olarak değil, içgüdüsel şekilde kullanılır. Bir tartışmada kaybetme korkusu, ego yarası, ya da zihinsel yetersizlik kişiyi bilinçsizce bu tür yollara iter. Yani bir noktadan sonra artık mesele hakikati bulmak değil, ötekinin üstüne çıkmak, kazanmak olur. Ve ne yazık ki bu, toplumda sıkça gördüğümüz bir tartışma biçimidir. Sosyal medya, televizyon ekranları, gündelik sohbetler bu tür eristik çamur savaşlarıyla doludur.
Bu noktada zekâ düzeyinin, tartışma etiğiyle doğrudan ilişkili olduğu dikkat çeker. Eğer iki kişi arasında ciddi bir zihinsel seviye farkı varsa, zayıf olan taraf çoğu zaman dürüstlüğü, saygıyı ve mantığı terk ederek hileye ve alçakça yöntemlere sarılır. Çünkü hakikatin kendisini savunmak yerine, kendi gururunu kurtarmak ister. Bu yüzden entelektüel açıdan dengeli, karşılıklı saygının olduğu bir tartışma neredeyse imkânsız hale gelir. Objektiflik, fikir alışverişi ve ortak akıl yerini laf cambazlığına, kişisel saldırılara ve demagojiye bırakır. Dolayısıyla en sağlıklı tartışmalar, zeka ve karakter düzeyi birbirine yakın, iyi niyetli insanlar arasında gerçekleşir. Gerçekten fikirlerin çarpışıp yeni anlamlar yarattığı konuşmalar, ancak böyle bir ortamda mümkündür. Fakat bu tür insanlar da çok nadirdir. Her yüz kişiden belki birinde bu özellikleri bulabilirsiniz.
Schopenhauer’un bu kitabı, bir tür uyarı sistemidir. Size sadece başkalarının hangi hileleri kullanabileceğini değil, bu hileleri nasıl tanıyacağınızı ve gerektiğinde nasıl savuşturacağınızı öğretir. Bu yöntemleri kullanmak ya da onlara karşı durmak ise sizin ahlaki pusulanıza kalmıştır. Eğer biri bu yöntemlerle size saldırıyorsa, onun silahını tanımak, onun tuzağına düşmemek ve hatta gerektiğinde bu silahı ona karşı çevirmek mümkündür. Ama asıl mesele bu oyunların dışında kalabilmektir. Tartışmanın amacı galip gelmek değil, ortak bir hakikate ulaşmak olduğunda, bu 38 taktiğe hiç ihtiyaç duyulmaz.
İşte bu yüzden, her ne kadar Eristik Diyalektik zihin açıcı bir metin olsa da, onun sunduğu teknikleri yalnızca kendinizi savunmak ve karşı tarafın samimiyetsizliğini fark etmek için kullanmak gerekir. Çünkü tartışmanın kalitesi, sadece argümanlarla değil, onu yürüten insanların zihinsel ve ahlaki düzeyiyle belirlenir.