Murakami'nin 30lu yaşlarında öykü olarak yayınlayıp, kitaba çevirmeye uygun bulmadığı ve 70li yaşlarında tekrardan oturup 3 yıl boyunca yazdığı Şehir ve Belirsiz Duvarları bu yayılan zaman diliminin bir yansıması. 3 bölümden oluşan kitap aslında sadece ilk bölümü kapsayacakken sonradan 2. ve 3. bölümler eklenmiş, bu kısımları hikayenin gidişatına pek oturtamadım. Duvarlarla çevrili şehir metaforu bazı yerlerde insan zihnini bazı yerlerde insan kalbini anımsatıyor. Normalde romanlarında baş karakterler hem zihinleri hem kalpleri farklı, yalnız kişilerken bu romanda konu bakımından yine böyle olsa da tam olarak o samimiyeti ben hissedemedim.
*spoiler kısmı*
kitabın 3.bölümüne gelince sanki bana komada olan bir kişinin bilincinin gidip gelmesi anlatılıyormuş gibi geldi. karakter kendini bırakıp duvarın öbür tarafına geçmeye karar verdiğinde, mumu üflediğinde, ölmüş ve gerçeklik dünyasını terketmiş gibi hissettim.