Bir yara kaç kez kabuk bağlar? Her iyileşme sandığımızda, altında sızan acı mıdır, yoksa bir sonraki bahara inancın tohumu mu? Feride Bozkurt Yıldız’ın ilk romanı, bu soruların peşinde bir insanlık yolculuğuna çıkarıyor bizi. Ekin’in hikâyesi, İstanbul’un puslu sokaklarında annesizliğin ve yalnızlığın gölgesinde filizleniyor. Küçük bir kızın dünyaya meydan okuması, taşıdığı yükün ağırlığına rağmen ayakta kalma çabası…
Ama hayat, en karanlık anlarda bile bir ışık saklar. Goncagül’le kesişen yollar, iki kırık kalbin birbirine tutunması, fırtınada savrulmaktan çok daha güçlü bir şey öğretir: Yalnız değilsin. Gerçek bir yaşam öyküsünden damıtılan bu satırlar, yalnızca Ekin’in değil, kaybettiğini sandığımız umutların, unuttuğumuz çocukluk hayallerinin ve içimizde sönmeyen bir kıvılcımın hikâyesi.
Feride Bozkurt Yıldız, kelimeleriyle yaralarımıza dokunuyor. Kabuk bağlamış anılarımızı usulca soyarken, yeniden başlamanın mümkün olduğunu fısıldıyor. Sonbaharın hüznünde kaybolduğunuzu düşündüğünüz an, bir sayfa açın. Ekin’le yürüyün. Belki siz de, yağmurun ardından göreceğiniz ilk güneşin, kendi baharınız olduğunu anlayacaksınız…
Çünkü hayat, tam pes ettiğiniz anda yeniden başlar.
Feride Bozkurt YıldızÇisem
@Okuryazarleydi