10/10
·258 syf.··
2025 11. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 15 Mart 2025 21:45
‎"İçindeki paranoya, her geçen gün daha da derinleşiyordu ve bu girdabın içinde boğulmamak için tutunacak hiçbir dalı yoktu." ‎ ‎Çünkü sevdiği adam bir yabancıya dönüşüyordu. Oysa ki Gülşah, Kuzey Irak'taki Hakurt Üssü'nde gizli görev yapan eşinin gelmesini iki yıl boyunca beklemişti. Serhat sonunda eve dönmüştü dönmesine ama aralarındaki boşluk, sessizliği yırtar gibi büyüyordu. Elbette bunun bir nedeni vardı. Hayatın tüm karmaşıklığına inat sevgi her şeyi çözebilecek miydi? Bu gariplik silsilesi de neydi? Okuyucuyu daha ilk satırlardan içine çeken bu gizemli atmosfer, sayfalar ilerledikçe daha da koyulaşıyordu. ‎ ‎Gürhan Öztürk'ün kalemini ne kadar sevdiğimi eskiden beri beni takip edenler çok iyi bilir. Zira "İki Sen", yazarımızın kaleminden okuduğum beşinci eserdi ve ara ara kalemini tavsiye etmeye de devam etmiştim. Her kitabında farklı bir tür ile okuma sürecime eşlik etmesi, yazarın kaleminin gelişime açık olduğunun en güzel göstergesiydi. Bu eseriyle de yanılmadığımı görmüş oldum. Yine muazzam bir eser okudum. Aşkın, hafızanın ve insanlığın kesişim noktasında unutulmaz bir yolculuğa çıktım. Kitabın içeriğinden kısacık bahsetmiş olsam da düşüncelerimi detaylı bir şekilde dile getireceğim. Zira bu roman, satır aralarında sakladığı derin anlamlarla uzun süre zihinlerde yer edecek bir etki bırakıyor. ‎ ‎Uzun süren bir ayrılığın ardından geri dönen eşle ilişki dinamiği elbette eskisi gibi olmayabilir. Çünkü araya giren zaman bireylerin kimlikleri ve aşkları üzerinde olumsuz etkiler yaratabilir. Ama eserimizde olaylar bu kadar tahmin edilebilir derecede ilerlemiyor. Diğer asker eşlerinin de benzer şeyler yaşaması, insanlığın geleceğini ve bireysel özgürlüğün önemini vurguladığı için anlatımdaki mücadele sadece kişisel bir dram olmaktan çıkıyor. Olay örgüsünde aşk ve dram hâlâ büyük bir yer tutsa da bu yeni katmanlarla beraber hayatta kalmak da önemli bir tema hâline geliyor. O nedenle sadece aşk romanı okuyacağınızı düşünmeyin. Anlatımda karanlık ve gizemli bir atmosferde mevcuttu. Bu bağlamda düşünürsek eğer kitabın türünü psikolojik gerilim unsurları da içeren distopik bilim kurgu olarak tanımlayabilirim. Bu türlerin ustaca harmanlanması okuma deneyimine bambaşka bir boyut katıyor. ‎ ‎Gelelim karakterlere... ‎ ‎Karakterlerin iç dünyaları, duygusal çatışmaları ve içinde bulundukları psikolojik süreç başarılı bir şekilde tahlil edilmişti ve olaylarla iç içe geçmişti. Aşkın en zorlu koşullarda bile direncinin sorgulanması oldukça etkileyiciydi. Özellikle "İki Özgür Ruh" tablosunun tasvir ediliş şekli beni derinden sarstı. Gülşah ile beraber benimde boğazım düğümlendi. Tablo sadece sanata sığınan bir kadının izlerini yansıtmıyordu, aynı zamanda özgürlük, bağlılık ve ruh eşliği gibi kavramların sembolik anlatımı da söz konusuydu. O tablo, romandaki duygusal yoğunluğun âdeta bir yansıması gibiydi. ‎ ‎Son olarak birkaç cümle daha söylemek istiyorum. "Bana çiçek almayın, bir demet taze nane alın." diyen biri olduğumu beni yakından tanıyanlar çok iyi bilir. Artık nane sevgimi siz de öğrendiniz Serhat'ın da nane aşkı bu yüzden ben cezbetmişti. Nanenin olay akışında kuşku yaratan bir unsur haline dönüşmesi, kimliğiyle alakalı büyük bir gizemin doğmasına sebep oldu. Yalnızca bir baharat/yeşillik olarak karşımıza çıkmaması daha çok ilgimi çekti. Her detayıyla derinlikli ve bol katmanlı bir eserdi. Okumanızı mutlaka tavsiye ederim. Gürhan Öztürk, okuyucuyu her sayfada yeni bir keşfe davet ediyor.
Edebiyat
İki SenGürhan Öztürk · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 202515 okunma
·
3.840 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.