·355 syf.····Okunma: 13 Şubat 2018 04:15 Pulitzer gibi prestijli bir ödüle sahip bir kitap; Bülbülü Öldürmek. 1960 yılında yayımlandıktan sonra Harper Lee neredeyse yazma deneyimini sonlandırmış ve birkaç deneme dışında yazı yayımlamamıştır. Bülbülü Öldürmek eserinden önce Tespih Ağacının Gölgesinde isminde bir roman yazmış olsa dahi bunu tam olarak kitabından 55 yıl sonra yayımlatmış. Zaten bu eserinden kısa bir zaman sonra da 2016 yılında vefat etmiştir.
Bülbülü Öldürmek kitabının sürekli güncel kalacak olmasının bana göre en önemli nedeni çarpıcı ve yalın bir dil kullanmasının yanında sanırım sürekli güncel kalacak bir konuyu ele almış olasıdır; Irkçılık. Harper Lee dünyamızın hala en derin yaralarından biri olan ırkçılık konusunu ilkokula yeni başlamış bir karakter olan ve tüm masumiyeti ile kitabın okunmasını tatlı kılan Scout Finch’in gözünden aktarıyor. Toplumun siyahi insanlara karşı ön yargılarını, ırkçı ve ayrımcı tutumlarını işleyen bu kitap aslında yarı otobiyografik bir kitaptır ve Lee 10 yaşındayken yaşadığı bir olaya biraz da kurgu katarak okuyucuya sunmaktadır.
Kitapta dikkatimi çeken önemli noktalardan bir diğeri de Atticus’un çocuklarına karşı tavır ve tutumları ve onları yetiştirme tarzıdır. Scout’un “Atticus bizden bir şey yapmamızı o kadar nadiren isterdi ki, onun hatırı için bana korkak denmesine katlanabilirdim” cümlesi günümüz ebeveyn ve çocukları arasındaki çatışmanın asıl nedeni sayılabilecek ebeveynlerin çocuklarını sürekli kendi istek ve arzuları doğrultusunda yetiştirmeye çalışmaları ve bundan dolayı çocuklarına özgür bir alan bırakmamalarına eleştiri olarak yazılmıştır sanki.
Kitabın son cümlesi ise belki de kitabın yazılış nedenini ve insanlara haykırmak istediğini en güzel şekilde özetlemektedir: “İnsanların çoğu iyidir, Scout, yeter ki sen onları bir gün gör.”
Bir gün insanlara ve çevremizde olup biten her şeye bakarken onları gerçek anlamda görebilmemiz dileğiyle.