Kitap, beş kısa öyküden oluşuyor. Kitaba adını veren “Âdem ile Havva'nın Güncesi” ise en sonda yer alıyor ve iki bölüm halinde sunulmuş. Bu iki öyküde kadın-erkek ilişkisi, farklılıkları ve birbirlerine olan gereksinimleri Âdem ve Havva üzerinden anlatılıyor.
Bir Müslüman olarak bu anlatım tarzı beni zaman zaman rahatsız etse de, metni edebi bir eser olarak değerlendirdiğimde ve yazarın Hristiyan bir kültürden geldiğini düşündüğümde, bu yaklaşımı yadırgamamak gerektiğini düşünüyorum.
Bazı gerçekler evrenseldir; kadın ve erkeğin fıtratı da buna dahildir. Kadın kadındır, erkek erkektir. Elbette istisnalar olabilir; ancak burada genel bir tabiattan söz ediyoruz. Âdem ve Havva’dan beri kadın ve erkeğin doğası bellidir. Allah’ın çizdiği sınırlar da açık, anlaşılır ve zor değildir.
Bu yazdıklarım, kadın evde şöyle davranmalı, erkek böyle yapmalı gibi kesin kurallar şeklinde anlaşılmamalıdır. Zira biz bu tarz katı kalıplar koymamayı Peygamberimiz'den (sav) öğrendik. Burada sadece genel bir çerçeve çizilmektedir. Elbette kişisel tercihler, davranışlar ve aile içi dinamikler bireylere özgüdür. Ancak kadın ve erkeğin yaratılıştan gelen doğasını da yok saymamak gerekir.
Son olarak, bu kitabı günümüzde kadın ve erkeğin birbirini tanıma süreci, örneğin evlilik üzerinden de okumak mümkün.
Twain’in ironik ve zaman zaman mizahi diliyle yazdığı bu metin, kadın ve erkeği anlamaya dair evrensel bazı meseleleri gündeme getiriyor.