bu iletimi ileti görselimde yer alan görseli bu uygulamada iki kez paylaşan ve bu her iki paylaşımı da 1000 kitap yöneticileri (kendileri beni engellediği için bu yazdıklarımı görürler mi bilmiyorum.. - #258898359 - ) tarafından kaldırılan uygulama kullanıcısına reva görülen bu davranışa anlam veremediğim için yazıyorum..
iletide tarafların birbiri ile zıtlaşmasına neden olan sırrı süreyya önder (yazının devamı boyunca; s.s.ö.) , 2010 yılında birgün gazetesinde köşe yazısı yazmaya başlayarak gazeteciliğe başlar.. aynı yılın, 2010, sonuna doğru s.s.ö. radikal gazetesine geçip burada köşe yazıları yazmaya devam eder.. 1994te kapatılan terör örgütü ile iltisaklı özgür gündem gazetesi nisan 2011de, 17 yıl aradan sonra tekrar açılır ve yayın hayatına başlar.. s.s.ö. özgür gündem gazetesinin nisan 2011de tekrar açılması üzerine radikal gazetesinden özgür gündem gazetesine geçer, mayıs ve haziran aylarında özgür gündem gazetesinde köşe yazarlığı yapan s.s.ö. bdpnin desteklediği emek, demokrasi ve özgürlük bloku şemsiyesi altında 2011 haziran genel seçimlerinde istanbuldan milletvekili seçilince özgür gündemdeki köşe yazarlığı görevini sonlandırır..
2011de aktif politikaya dahil olan s.s.ö. 2014 yılı yerel seçimlerinde hdpden istanbul büyükşehir belediyesi başkan adayı olur, seçimi kazanamaz..
ertesi yıl s.s.ö. haziran 2015 ve kasım 2015 genel seçimlerinde ankara birinci bölgeden milletvekili seçilir..
s.s.ö. mayıs 2023teki genel seçimde dem partiden istanbul milletvekili seçilir, devamında yaklaşık iki yıl boyunca tbmm başkanvekilliği görevini yapar..
15 nisan 2025te s.s.ö. kalp rahatsızlığının ardından hastaneye kaldırılıp tedaviye alınır..
3 mayıs 2025te s.s.ö. hayatını kaybeder..
şimdi de 2011 yılından günümüze dek 14 yıl boyunca bdp destekli bağımsız, hdp, dem parti çatıları altında aktif politika içerisinde bulunan s.s.önün farklı zaman ve yerlerde söylediklerine bakalım biraz..
2011
14 haziran 2011 tarihinde sivas imranlı ilçesinde çıkan çatışmada öldürülen 3 hpgli teröristten biri olan coşkun doğanın öldürülmesinin kırkıncı gününde istanbuldaki gazi cem evinde yapılan etkinliğe katılan s.s.ö. etkinlikte yaptığı konuşmada şunları söyledi, 'ömrünün en cevahir zamanında toprağın koynuna giren, haysiyeti, iffeti, onuru uğruna, hayatı hepimizden çok sevmesine, hayata hepimizden daha çok inanmasına rağmen onuru uğruna bunda bir zerre tereddüt etmeyen coşkun kardeşimin onurlu anısı önünde saygıyla eğiliyorum. aileye taziyelerimi sunuyorum. sizlerin de başınız sağ olsun. hepiniz sağ olun. yoldaşlar. kırkı.. bir insanın kırkında niye anma yapılıyor? bu, dünyanın bütün inançlarında üç aşağı beş yukarı şöyle bir şeydir; kırkında canımızdan olan şeyler toprağa karışmaya başlar. işte can bedenden ayrıldıktan sonra kırk gün daha sürecek hükmü var. (...) bunu biz bütün dünya devrimci halklarının mücadelesinde şehit düşen arkadaşlarımızı bugün nasıl yaşatıyorsak, coşkun kardeşimizin anısı da bizler gideceğiz, bizden sonra gelenler tarafından bile yaşatılmaya devam edecek. böyle bir ölüm hepimize nasip olsun diyorum, tekrar saygıyla selamlıyorum..' youtu.be/BuCVUmsrLyg?si=...
2011 haziran seçimlerinden henüz iki ay sonra zaman gazetesine verdiği röportajda 'bediüzzaman bir öncü olarak kabul edilebilir..' dedi..
haber.sol.org.tr/devlet-ve-siyas...
s.s.ö.nün bu yaptığı dönemin cemaate yanlama, göz kırpma modasına dahil olma, olmaya çalışma çabasıydı.. (sekülerliği arka plana alma, dindarlık üzerinden diyalog (ülkede ve dinler arası..) üstü kapalı Atatürk ilke, devrimlerine karşıtların toplandığı alanda kendine yer edinme çabası..)
2011 aralık ayında meclis kürsüsünde konuşmasına ara verip su içen s.s.ö.ye 'afiyet olsun..' diyen dönemin chp milletvekili muharrem inceye, s.s.ö., 'allah razı olsun. sen su bile vermeyen zihniyetin adamısın ince, biliyorsun.' dedi.. youtu.be/sgL76zBDmXU?si=...
konuşmasının devamında s.s.ö., 'bunu, tamam, darbeci rejim getirdi ama ak parti buna nasıl bir kuş kondurdu ya da bu zihniyet, milliyetçi muhafazakar zihniyet? bir dar görüşlülük başka bir dar görüşlülükle yer değiştirdi sadece. gitti kemalizm, geldi yeni bu sığ zihniyet. al birini, vur ötekine.' dedi.. devamında bu dediğini toparlamaya çalıştı.. www5.tbmm.gov.tr/develop/owa/gen...2012
nisan 2012de meclis kürsüsünde konuşma yapan s.s.ö, yaptığı konuşmada şunları dedi;
's.s.ö.: sayın ömer çelik, 'büyük Atatürk' diyerek -hani ben, insanlarda böyle 'büyük, küçük' diye bir rütbeye hiç alışamamışım- 'yurtta sulh cihanda sulh'u olumlayarak bu politikaya müstenit yaptı, o konuda da tarihsel bilgilerini bence yenilemesinde fayda var. birinci lozandan ikinci lozana geçerken izmir iktisat kongresinde esas olarak formüle edilmiştir. o söz bir barış havariliği falan değildir, bunu herkes yanlış biliyor. biz, yurtta sulhu istiyoruz, cihanda da sulhu istiyoruz değil; o bir teslimiyetin ve aczin ifadesidir. bu topraklarda elimizde kalan bakiyeye…
tanju özcan: ne alakası var?
s.s.ö.: dinlerseniz anlarsınız. öyle slogan olarak konuşmak kolay, metafor olarak da kulağa hoş geliyor. şudur… söyleyeyim, sen birinci lozanla ikinci lozan arasındaki farkı biliyor musun da buna itiraz ediyorsun?
tanju özcan: her şeyi sen mi biliyorsun?
s.s.ö.: biliyorum da anlatıyorum.
kamer genç: biliyoruz, senin bilgine ihtiyacımız yok.
s.s.ö.: bu, misakı millidden vazgeçme durumunun formüle edilmiş halidir. yani 'biz hatayla, suriyeyle, ırakla, musulla ilgili bütün taahhüt ve taleplerimizden vazgeçiyoruz'un Atatürkçesidir, Atatürkçesidir. 'yurtta sulh, cihanda sulh!” öyle bir barış havariliği değildir. aldınız bunu, bir ton yanlış anlam yüklediniz siz de, iktidar da, böyle çevirip duruyorsunuz. onun için bu savaş, türkiyede türkiye işbirlikçi sermayesinin bu ülkedeki sıkıntılarını ihraç edeceği bir alan açma meselesidir. bu kadar sınıfsal, bu kadar net, bu kadar emperyal bir amaç taşımaktadır. böyle konmazsa daldan dala uçulur gidilir ve meselenin aslına, rüknüne tekabül eden bir değerlendirme yapılamaz. biz zannettik ki, sayın bakan bizi bu konularda bilgilendirecek ama sayın bakan azarlamaya gelmiş. dolayısıyla bundan beklenen fayda bizler açısından hasıl olmadı. azarımızı işittik ama yerimize oturacak değiliz. bu, sınıfsal bir meseledir; bu, orta doğudaki bütün halkların zararınadır. insani de değildir, islami de değildir, hiçbir kitapta da karşılığı yoktur.'
youtu.be/L8qanPpCKPA?si=...www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTA...
aynı yıl s.s.ö. katıldığı bir tv programında şunları dedi;
'bu cumhuriyetin neyinden hayrını görmüşüm? cumhuriyetperver olmak bir erdem değil, bence bir tembelliktir. biz bundan hiçbir hayır bereket görmemişiz ki, neyini buna borçlu olacakmışız? ben hiçbir şeyimi buna borçlu değilim. ben ne zaman konuşmuşsam bedel ödemişim. bu ülkede ben ve benim gibi düşünenler ne zaman konuşmuşlarsa bedel ödemişler. ne iş yapmışlarsa bedel ödemişler, sürgünler, hapisler, ölümler. ee ben bu cumhuriyetin ne hayrını görmüşüm? ben bunu niye iman haline getireyim. tapınılacak neresi var benim açımdan. konyadaki yoksul köylüye ne faydası olmuş? zonguldaktaki işçiye ne faydası olmuş? diyarbakırdaki kürte ne faydası olmuş? biz kavramını daraltmış daraltmış teke indirgemiş. tek millet, tek mezhep, tek cinsiyet. al sana cumhuriyetin tarifi. erkek olacaksın, sünni olacaksın ve şey olacaksın öbürü neydi unuttum, türk olacaksın. bunun neyine iman edeceksin? ortada insan zekasını aşağılayan bir tartışma yürüyor.'
youtu.be/zBhHfY14CO0?si=...2013
s.s.ö.: a. öcalanın mektubunu nevruz bayramı adı altında yapılan gösteride okudu.. youtu.be/7SBWQixZn9M?si=...
aynı yıl gezi olaylarında 'hiçbir vekil bu ağacın dalından daha kıymetli değil' dedi, iş makinelerinin önünde durdu.. beline isabet eden polis fişeği ile yaralandı..
2014
çözüm süreci sırasında katıldığı bir tv programında s.s.ö., 'ben fethiyedeki, urladaki, aksaraydaki, bulancaktaki annelere sesleniyorum.. biz, siz bizi kentinize kabul etmezseniz yarın öbür gün kapınıza bir başçavuş dayanacak ve vatan sağ olsun, başınız sağ olsun, evladınız gitti, allah korusun, böyle diyecek..' dedi. youtu.be/w34f1SliMjQ?si=...
aynı yıl, yine çözüm süreci devam ederken cumhurbaşkanlığı devir teslim törenine katılan s.s.ö ve emine erdoğan arasında şu konuşma gerçekleşti;
emine erdoğanın 'siz nerelisiniz?' diye sorması üzerine, önder, 'adıyamanlıyım. çok affedersiniz, türküm, tedavi oluyorum.' yanıtını verdi. önderin esprisi erdoğan çiftini ve masayı güldürdü.
yuksekovagundem.org/onderden-erdoga...2023
s.s.ö. izmirde düzenlenen ikinci yüzyılın iktisat kongresinde ulvi(!) bir konuşma yaptı. youtu.be/lrRsQTaMgBI?si=...
aynı yıl s.s.ö. tbmm başkanvekili sıfatıyla mahmut tanalın, 'efendim 'yaşasın urfa.' değil, 'şanlıurfa' diyelim. 'urfa' değil, 'yaşasın şanlıurfa.” diyelim.
sözüne cevaben 'teşekkür ederim, sağ olasın. kadim isimleri var, sonradan eklenenler o kadar önemli değil.' dedi. www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTA...youtube.com/shorts/rkKj88qY...
peki.. s.s.ö. sevimli, espritüel, nüktedan, halkçı, çevreci, toplumu kucaklayıcı, mazlumları savunucu olsun..
ve yine peki.. s.s.ö.;
- 'hiçbir vekil bu ağacın dalından daha kıymetli değil' diyen s.s.ö. 2018de, 2019da, 2020de türkiyenin türkiyede ve suriyede, ırakta tsknin terör örgütleri ile yaptığı mücadeleye misillime yapma amacıyla ateşin çocukları inisiyatifinin (pkknin aparat örgütü) türkiyenin çeşitli yerlerinde onlarca ormanı yakması hakkında bir şey dedi mi? ben duymadım..
- doğu ve güneydoğu anadolu bölgelerindeki feodal yapının sona erdirilmesi, kaçakçılık faaliyetleri, -örneğin düğünlerle- kara para aklanması, kaçak elektrik kullanımı ve kullanımına teşvik, kadının aşiret içerisinde erimesi, yok olması gibi başlıklar özelinde bölgede (istanbulda, cihangirde, şişlide, taksimde değil, bölgede..) samimi olarak devamlı çalışmalarda bulundu mu? partisini bunları yapmıyor diye eleştirdi mi?
- pkknin kentsel terör birimi olan kürdistan özgürlük şahinleri tarafından gerçekleştirilen
* 2010 istanbul saldırısı: 31 ekim 2010 tarihinde istanbul taksimde otuz iki kişinin yaralanması olayı,
*20 eylül 2011 ankara kızılayda üç kişinin ölümüne, otuz dört kişinin yaralanmasına yol açan bombalı saldırı,
*23 aralık 2015te sabiha gökçen havalimanına yapılan, bir kişinin öldüğü ve bir kişinin yaralandığı havan topu saldırısı,
*şubat 2016 ankara saldırısı: 17 şubat 2016 günü ankara kızılayda askeri servis aracına bombalı saldırı düzenlenip 28 kişinin hayatını kaybettiği saldırı,
*mart 2016 ankara saldırısı: 13 mart 2016 günü ankara kızılayda bir otobüs durağında bomba yüklü araçla düzenlenen, 37 kişinin öldüğü saldırı.
*2016 bursa saldırısı: 27 nisan 2016da bursa ulu cami yakınında düzenlenen intihar saldırısı,
*2016 vezneciler saldırısı: 7 haziran 2016da istanbulun fatih ilçesinin vezneciler semtinde bomba yüklü araçla gerçekleştirilen beş polis, altı vatandaşın hayatını kaybedip otuz altı kişinin hayatını kaybettiği saldırı,
*6 ekim 2016da istanbulun bahçelievler ilçesinin yenibosna semtinde bomba yüklü motosiklet ile düzenlenen on vatandaşın yaralandığı saldırı,
*24 kasım 2016da adana valiliği binasına bombalı araç ile düzenlenen iki vatandaşın hayatını kaybettiği otuz üç vatandaşın yaralandığı saldırı,
*2016 beşiktaş saldırıları: 10 aralık 2016da saat istanbulun beşiktaş ilçesinde düzenlenen çifte saldırı sonucu otuz altı polisin, sekiz vatandaşın hayatını kaybettiği yüz altmış altı kişinin yaralandığı saldırı,
*2016 kayseri saldırısı: 17 aralık 2016da kayserinin melikgazi ilçesinde bombalı araçla düzenlenen on dört askerin şehit olduğu, elli altı vatandaşın yaralandığı saldırı,
*2017 izmir saldırısı: 5 ocak 2017de izmirde bombalı araç ile gerçekleştirilen bir polis memuru ve bir adliye çalışanının hayatını kaybettiği, üçü polis yedi kişinin yaralandığı saldırı,
yukarıda sayılanlar özelinde bu süreçte s.s.ö. toplumu kucaklayıcı, vatanın birlik ve bütünlüğünü savunucu, terörü kınayıcı açıklamalar yaptı mı? yoksa bu saldırılar ile -kıt akıllarıyla- t.c.ye parmak sallayan, bizimle anlaşmazsanız bu saldırılar devam eder minvalinden konuşanların yanında mı durdu?
2013teki çözüm sürecinde barış havariliğini yaptığı a. öcalan ve pkknin dediklerini yapmayıp bölgeye yığınak yapmalarına, bölgedeki çocukları, gençleri, kadınları kullanmasına bir şey dedi mi?
bu sessizlikle geçen sürecin devamında 2015-2016 yıllarında bölgede özyönetim, özerklik, konfederasyon.. adı altında gerçekleşen kalkışmada silopide, yüksekovada, licede, silvanda, bağlarda, cizrede, idilde, dargeçitte, diyarbakırda, mardinde, siirtte, şırnakta kurulan binlerce barikati kaldırmak, binlerce açılan hendeği kapatmak, binlerce eypyi imha etmek için bölgede hayatını kaybeden beş yüze yakın asker, polis, korucu için, bölgede hayatını kaybeden yüz küsur vatandaş için (aynen sivilleri tsk vurdu, bölge vatandaşını evine, evinin içine eyp ile tsk tuzakladı.. aynen..) şapkayı önüne koyup samimi özeleştiri yaptı mı?
...
---------------------------------
s.s.ö., öcalan özelinde kendilerinin bazı konular hakkında dediklerini, düşüncelerini de yazayım buraya;
a. öcalan: ben nevrozda okunmak üzere bildiri hazırlıyorum. biraz ağır teorik bir bildiri olacak. bu belgeyi heyet daha sonra size verecek. iyi hazırlandım diye düşünüyorum. beş sayfa falan olabilir. bunu kürtçeye de çevirirsiniz. iki kişi okur bunu. kimler olabilir?
s. demirtaş: biz acaba bir barış anası okuyabilir mi diye düşündük. ya da mazlum doğanın ablası var, o da olabilir.
a. öcalan: onlar da olabilir tabii. ama şöyle yapalım: türkçe olanını sayın sırrı süreyya okusun, hitabeti iyidir. tamam mı? (sırrıya gülerek) ufak tefek redakte edebilirsin, hatta yapmanı istiyorum. şimdiden kabul ediyorum. oldu mu?
s.s.ö.: güveninize layık olmaya çalışacağım dan şüpheniz olmasın.
a. öcalan: kürtçe olanını kim okuyabilir?
s. demirtaş: ahmet beyin kürtçesi iyidir, okuyabilir.
a. öcalan: evet, kürtçesi iyi olabilir, ama okumak farklı tabii. pervin hanımın kürtçesi nasıl, okuyabilir misiniz?
pervin b.: evet başkanım, okuyabilirim.
a. öcalan: tamam, o halde bunları böyle netleştirdik. pervin hanımın hitabeti ve ses tonu iyidir.
--------------------------------
s. demirtaş: önceki görüşmede aktarımlarınız yanlış anlaşıldı; cemaate düşmanlık ve karşıtlık gibi yorumlandı. gelmeden önce s.s.ö. bazı temsilcileriyle görüştü. onlar da bunu tam anlayamadıklarını, tedirgin olduklarını söylemişler.
s.s.ö.: evet, ekrem dumanlıyla görüştüm. bunun nedenini anlayamadıklarını, bahoz erdalın cemaate yönelik sert açıklamalarıyla da birleşince kaygılandıklarını, akp ile anlaşıp kendilerine yönelmek gibi bir niyetlerinin olduğunu düşündüklerini aktardı.
a. öcalan: bahoz erdalın açıklamaları mı olmuş? dikkat edilmesi lazım. aslında bu dönemde herkesin birbirine karşı kullanacağı dil ve üsluba dikkat etmesi gerekir. cemaatle ilgili şeye gelince, o dedikleri gibi değildir. biz kendilerine ortadoğuda demokratik ittifak bile teklif ettik, değil mi? öyle düşmanlığımız falan olmaz. söyleyin, güleni en iyi anlayacak olan yine benim. hatta kendisi 'sulhta hayır vardır..' demişti. ben de aynen katılıyorum. o da barışı destekliyor. ortadoğuda demokratik bir uzlaşı sağlayabiliriz.
-------------------------------------
a. öcalan: (s.s.ö.ye dönerek) geçenlerde televizyonda 'milletvekilliğini bırakabilirim.' demiştin, izledim. bunlara gerek yok. oralar (sinema dünyası)
burjuva yuvasıdır. sen proletersin. serde türkmenlik de var üstelik. daha dikkatli konuşmalısın. belki sanatın için böyle konuşuyorsun. ama sanatların sanatı siyasettir. sanatların anası siyasettir. bir siyasetçi gibi konuşmalısın. yılmaz güney iyi bir örnektir. tepeden tırnağa hem sanatçı hem de siyasidir. yılmaz inanılmaz bir kişiliktir. mahirler döneminde inanılmaz bir pratiği vardı. hem film çeker hem de müthiş bir mücadele sergilerdi.
s.s.ö: başkanım, benim onunla kastettiğim milletvekilliğidir. yazarlığım da, sanatım da devrimcidir ve öyle kalacaktır.
a. öcalan: olsun, yine de siyasi bir söylem daha iyidir.
-----------------------------------------
a.öcalan: (s.s.ö.ye dönerek) bunu hdpye anlatın. bu, solu yeniletir. diyalektik materyalizmi türkmen tarihselliğine uygulayın. türkmen tarihini aydınlatın. materyalizm esas tarih alanında sonuç alacaktır. asıl tarih size kazandırır. tarih şimdidir. geleceği kurmak istiyorsan şimdiyi kuracaksın. bana göre bin yıl önce adıyamanda baba ishak ne ise sen de osun. tıpkı reankarnasyon gibi. o ne yaptıysa sen de onu yapacaksın. çünkü baban da böyle bir insandı, mertti. yaşam da budur. yaşamı her an özgürleştirebilirsiniz. bunu pervin arkadaşa da söyleyeceğim. bu onun için de geçerlidir.
------------------------------------------------
(toplantı başladığında sağlığı soruldu.)
a. öcalan: sağlığım iyidir. sağlıktan ziyade toplumsal sorunlar boğucu oluyor.
(konuşmaya başlamadan önce s.s.ö. tab ettirdiği fotoğrafları kendisine verdi. başkan fotoğrafları uzun uzun inceledi. arkasına yapılan gökyüzü ve güneş fonlarını beğendi. kendisini biraz yaşlanmış buldu. a. öcalan hüzünlenince, s.s.ö. yunus emreden 'ölürse ten ölür canlar ölesi değil.' diye başlayan şiiri okudu.)
a. öcalan: öyle değil mi ya! yunus doğru söylemiş, bizi söylemiş.
-----------------------------------------------
p. buldan: hdpye geçtikten sonra grup başkanvekilliklerini ne yapalım?
a. öcalan: burada da bir türk, bir kürt önemlidir. iki kürt olmaz (pervin hanıma dönerek) siz bu konuda bir tecrübe kazandınız, bir kürt olarak devam edersiniz. yanınıza s.s.öyü öneriyorum ikiniz beraber yaparsınız. hem de müzakere heyetini aynı zamanda konumlandırmş oluyorum. (idris beye dönerek) yanlış anlamayın, ikiniz de kürt olduğunuz için bu değişikliği yapmak zorundayız. halka vereceğimiz görüntü önemlidir, bir kürt bir türk olması önemlidir, değişikliği bu yüzden yapıyoruz.
--------------------------------------------------
a. öcalan: teslim olmuş bir güç değiliz. muazzam birsavaş gücümüz var.
akpnin iktidara gelmesi de iki binli yılların başında bizim milliyetçi laik diktatörlüğü ve faşizmi çökertmemizle oldu. akp bunun üstüne geldi. ama şimdi akp her şeyi kendine mal ediyor.
---------------------------------------------------
s.s.ö.: bugüne kadar kimsenin başaramadığını siz burada başardınız. müzakere ile devlete yasayı çıkarttırdınız. bence bu yasa tarihidir. meclise de geldi. bu topraklarda eşi benzeri yok. ne müslümanlar, ne aleviler, ne de sosyalist yapılar bunu başarabiIdiler. siz başardınız.
a. öcalan: benim için çok basit bir yasadır.
-------------------------------------------------
s.s.ö: ertuğrul (kürkçü) ve sebahat (tuncel)in size özel selamları var. hem seçim hem de hdk ve hdp üzerine bir raporları var. ben de paylaşıyorum. onu size getirdim.
a. öcalan: önemli gördüğün yerleri bana oku.
s.s.ö.: (raporu olduğu gibi okudu. başkan tümüne katıldığını söyledi.) Başkanım, benim aktaracaklarım genel hatlarıyla bunlar.
a. öcalan siyaseti doğru. dikkatli ve ciddi yapmalısınız. emeğinize saygı duymalısınız, yoksa kasıp kavrulursunuz. buna dikkat etmelisiniz. sırrı, sen yedi yıl cezaevinde kaldın, kendi emeğine sahip çıkmalısın. kaldı ki sen bir yetimsin.
s.s.ö.: olur mu başkanım? siz söylediniz ya, benim babam sizsiniz, ben kendimi yetim saymıyorum.
a. öcalan: (çok güldü.) ben senin siyaseten babanım, sen bana siyaseten adıyamandaki o değerli emekçi il başkanının emanetisin.
------------------------------------------
a. öcalan: bizim kırk bin şehidimiz var. çözümü ararken hepsini gözeterek davranmalıyız.
-------------------------------------
a. öcalan: selahattin örgüt terbiyesini bilir. selahattine de özel selamlarımı
söyleyin.
-------------------------------------
p. buldan: başkanım, demokratik bölgeler partisi logo değişikliği yapacak. bu konuda bir öneriniz var mı?
a. öcalan: bunu ben de düşünmüştüm, hatırlattığın için teşekkür ederim. bir kadın figürü olabilir. iki elini açmış, elinde buğdayı temsilen başak. kadın çocuk tutar gibi başağı tutacak, yani ona en değerli varlığı gibi bakacak. çünkü başağı kadın yarattı. kadın kırmızı elbise giymiş, iki elinde başak san renkte, zemin de yeşil olabilir. (nasıl diye heyete sordu.)
p. buldan: biz de kendi aramızda buğday başağının anlamlı olacağını
düşünmüştük.
a. öcalan: ama kadını düşünmediniz, değil mi?
heyet: hayır, düşünmemiştik.
( tr.wikipedia.org/wiki/Demokratik... )
-----------------------------------------------
a. öcalan: sırrı bize lazım. bizim kıymetlimiz. (sırrıya dönerek) seni bana
söyledikleri zaman ben başka bir adıyamanlı sırrı ile karıştırdım. sen siyasal bilgiler fakültesindeydin, değil mi?
s.s.ö.: evet.
a. öcalan: kaç girişlisin?
s.s.ö.: 1979 girişliyim.
a. öcalan: ha, o sen değilsin. o bizim zamanımızda sadece ders çalışan hımıl biriydi.
s.s.ö.: sayın başkan, siz adıyamana ilk geldiğinizde ben 14-15 yaşındaydım. siz geldiniz, hasan yorulmazı sordunuz. ben sizi hasan yorulmaza götürmüştüm.
a. öcalan: evet. benim adıyamanlı çok kıymetli arkadaşlarım vardı, şehit düştüler.
s.s.ö.: mehmet emin taştan.
a. öcalan: evet.
s.s.ö.: aziz bilgiç.
a. öcalan: evet.
s.s.ö.: sabri de bizim devredendi.
a. öcalan: evet, sabri çok değerli bir arkadaşımızdır. sen mükerrem kemertaşı çok seviyorsun. ben de çok severim ama turan engini daha çok severim. beni esas etkileyen aram tigran'dır. onun sesi beni kendime getirir.
----------------------------------------
a. öcalan: çözüm sürecinin en büyük başarısı s.s.ö.yü kontrol altına almak olacak. bir ben varım, bir de dört kurumun müsteşarı burada. (gülerek) bizi hafife alma.
s.s.ö.: başkanım, sizin her sözünüz benim için talimattır.
a. öcalan: o konuda çok yeteneklisin. ben de korkunç yetenekliyim. marks, lenin vb. devlet çözümlemeleri yaptılar.
-----------------------------------------------
a. öcalan: erdoğan da 'yeni türkiye' diyor. yeni türkiyenin ikinci üyesi ben olacağım. ikincisi demokratik kimlik statüsüdür.
---------------------------------------------
a. öcalan: bu işler çok hassastır. biçimle ilgili sorunları çözmemiz gerekir. ben buna çok dikkat ederim. heyete de elli kez söyledim. işte sırrı da apocuyum diyor. apocuyum demek büyük ciddiyet ister. ameller niyete göre olmalıdır.
s.s.ö.: başkanım, elli yaşından sonra apocu olmak da kolay değil.
a. öcalan: bunu sen söyledin, sen bana dayattın. apocuysan ben ciddiyet isterim. en azından üç ay ciddi apoculuk istiyorum. müzakere sürecinde tam bir apocu olacaksın. bizim yaptığımız iş ciddidir. müzakere ciddi bir iştir.
s.s.ö: üç ay değil, bir ömür boyu apocu olacağım.
öcalan: zaten pazara kadar değil mezara kadar demiştim. yeteneklisin,
ama sorunun benimle fazla pratik yapmamış olmandır. türkiyede siyaseti de fahişeleştiren, baştan çıkaran bir sistem var. buna dikkat etmen lazım.
devlet yetkilisi: bu tarz konularda basın kendi istediğini almak için özel bir çaba içerisindedir. bir cümle bulunca cımbızlayıp kullanıyor. o nedenle dikkatli olmak lazım. geçenlerde abdullah gül için de böyle bir tuzak soru hazırlamışlardı. ('hükümete karşı intifadayı ne zaman başlatıyorsunuz?' sorusunu ima etti.) o da çok ustaca bir yanıt vererek 'bravo, çok güzel bir soru sordunuz, sizi tebrik ederim" dedi ve soruyu çok ustaca yanıtlamış oldu.
a. öcalan: (gülerek) beni can evimden vuran soruyu sordun diyor.
s.s.ö.: biz meclise ilk geldiğimizde, ben olmaz olsun böyle
devlet diye bir konuşma yapmıştım. devlet bahçeli de 'bu mecliste olmaz olsun böyle devlet diyen hainler maaş alıyor" diye demeç vermişti. gazeteciler grup toplantısında bana 'devlet bey böyle söylüyor sizin için." diye sordular. ben de ben devleti kast etmiştim, devlet beyi değil diye cevap vermiştim.
---------------------------------------------
a. öcalan: bunlar hiçbir şeyi boşuna yapmıyorlar. özgecan olayı da, adıyamanlı üniversiteli gencin katledilmesi de bilinçli şeylerdir. o adıyamanlı genç aynı evde kaldığı ülkücüler tarafından öldürülüyor.
ellerini kesiyorlar. mesaj veriyorlar. intikamcı bir yaklaşımdır.
s.s.ö.: bu konuyu ben takip ediyorum. bakanla görüşüyorum.
a. öcalan: bunu çok önemsemiyorum. bakanların ne dediğini de ciddiye almıyorum. ben başka bir şey söylemeye çalışıyorum. sen de doğru bakamıyorsun. bir tweet atmışsın.
s.s.ö.: ben tweet atmadım.
a. öcalan: o konuyla ilgili bana gösterdiler.
i. baluken: o tweet sahte bir hesaptan açılmıştı. sırrı beyin adına açılan sahte bir hesaptır. ( sosyalmedyakontrolü )
a. öcalan: oldu o zaman.
hatip: başkanım, öldürülen gencin adı fırattı (çakıroğlu). tekirdağdaki de
ramazan fırat. fırata karşı fırat gibi bir intikamcılık görülüyor planlı bir harekete benziyor.
a. öcalan: evet, doğru, ilginçtir. özgecan meselesi de aynıdır. bu olay da karanlıktır.
------------------------------------------------
a. öcalan: (s.s.ö.ye dönerek) basın sözcüsü olarak özü kavrayıp kamuoyuna en iyi kelimelerle söyleme görevi sendedir. sizler sözcülüğümü yapacaksınız. duyarlı olacaksınız. ağzınızdan çıkan sözler altın değerinde olmalıdır. yalçın beyle ve basınla ilişkilerde çok ciddi olacaksınız. siz beni temsil ediyorsunuz. basın sözcülüğünün özelliği en iyi kelimeleri seçmektir. ama özünü tespit etmekse benim işimdir.
-----------------------------------------------
yukarıdaki yazdıklarım 2013-2015 yılları arasındaki imralı görüşmelerinin tutanaklarından.. ve bunlar -lafım ola- devletin karşı propaganda amaçlı ürettiği plastik metinler değil, organik.. bu tutanaklar 2015 yılında almanyada kitaplaştırılıp örgütle iltisaklılara dağıtıldı.. aynı dönemlerde sol haber sitesi de bu metinleri bölüm bölüm sayfasında paylaşıyordu..
---------------------------------------------
bu iletimi, iletimin başında dediğim sebepten yazdım.. s.s.ö. özelinde olumlu şeyler düşünmeyenlerin bunu burada dile getirmelerinin sonucunun s.s.ö. özelinde dile getirdikleri şeylerin bu uygulamadan kaldırılmasını haksız bulduğum için yazdım..
muhtemelen bu tarz iletiler 1000 kitap uygulamasının topluluk kurallarına karşı geldiği için kaldırılıyor, kaldırılması yönündeki şikayetler kabul ediliyor.. bkz.; https://1000kitap.com/hakkinda/topluluk-kurallari
1. hakaret, küfür, aşağılama: herhangi bir kişi veya kuruma hakaret, küfür veya aşağılayıcı ifadeler içeren yorumlar.
ancak 1000 kitabın aynı topluluk kurallarında şu da var;
2. hukuka aykırılık: türkiye cumhuriyeti anayasası ve/veya kanunlarına aykırılık. açık bir şekilde belirtilmediği sürece belirsiz hukuka aykırılık şikayetleri reddedilir.
mesela yukarıda yazdıklarım ve diğer yazabileceğim şeyleri, s.s.ö.nün dedikleri, buraya ileti olarak yazsam, hukuka aykırılıktan, terörü övme, terör örgütünün baskı, şiddet, cebire dayalı eylemleri yüceltme.., detay için bkz.; mevzuat.gov.tr/mevzuat?Mevzuat... kaldırılır..
işte bu böyle bir açmaz.. bu süreç, böyle bir süreç.. bu konu, böyle bir konu..
sosyalmedyakontrolü : pervin buldan sosyal medya hesabında şu paylaşımı yaptı:
'hastaneye geleni de unutmayacağız, gelmeyeni de. telefon açanı da unutmayacağız, açmayanı da. mesaj yazanı da unutmayacağız, yazmayanı da. uyanınca hepsini anlatacağım sana. üzülenleri de unutmayacağız, sevinenleri de. arkandan kuyunu kazanları da, gerçek dost olanları da asla…'
sonra da bu paylaşımını sildi..
polemikhaber.com/pervin-buldanda...Abdullah Öcalan’ı Nasıl Sorguladım , s.38
soru: ülkemizde terör örgütünü maddi olarak kimler desteklediler?
a. öcalan: 1991-1993 yılları arasında bölgedeki müteahhitlerden yüzde itibarı ile örgüte gelir adında paralar alınmıştır. bu firmalar örgütümüzün gücünü kullanarak ihale aldıklarından, biz de onun üzerinden gelir temin ediyoruz. bunlardan halis toprak fabrika yapımına başlayınca, 'eğer orada fabrika yapacaksa, bize de bir ödeme yapmalıdır" dedim. aldığım bir bilgiye göre ödemiş. ali rıza septioğlunun ailece işlettiği taş ocaklarından da maddi yardım alındı. keza ceylan holdingten de yardımlar alındı. behçet cantürk eskiden beri maddi katkı sağlıyordu. yüksekovada cihangir ağa, mardinde türk ailesi ile kahramanlar ailesinden örgüt para tahsil etmiştir. şu anda isimlerini hatırlayamadığım pek çok işadamından yüklü miktarlarda desteğimiz vardır. ayrıca başkale, hakkari, yüksekova bölgesindeki uyuşturucu, silah ve hayvan ticareti ile ilgili olarak örgüt adına para tahsil etmekteyiz. sınır boylarında adına gümrük birimi dediğim ekiplerimiz sınır geçişlerinden ücret alırlar. örgütün avrupada topladığı paraları sinan adındaki elemanımız isviçre bankalarına yatırmaktadır. ayrıca ibrahim tatlısesin tatlıses turizminin istanbul bağlantılı gönüllü yardımlarını da gördük.
hasan atilla uğur: apo bunları anlatırken aklıma özellikle doğu ve güneydoğu anadolumuzda birçok otobüs firmasının, dinlenme tesislerinin
araçlarının örgüt tarafından saldırıya uğradığı ama tatlıses turizmin hiçbir saldırıya maruz kalmadığı geldi. örgüte yardım eden işadamı ve sanatçılar konusunu ankarada üst düzey bir yetkiliye anlattığımda, "doğru olabilir, ama sen biliyor musun mehmetçik vakfına yüklü miktarda katkıda bulunanlar arasında bu sanatçı da var" dedi. bunun adı denge politikası idi. 'bana kimse dokunmasın, ben işime bakayım, para kazanayım.' anlayışıydı.
---------------------------
pervin buldanın önce paylaştığı sonra da kaldırdığı yukarıya yazdığım yazıda yazanlar türkiyedeki sanatçı camiasına aba altından sopa göstermek mi yoksa o anın üzüntüsüyle anlık yazılıp sonra yanlış anlaşılır düşüncesiyle kaldırılmış bir yazı mı? bir şey demiyorum..
bu yazdıklarım üzerinden buradaki uygulama kullanıcıları yazdıklarıma elbette yorum olarak, iletimi alıntılayarak yazdıklarımı destekleyici ya da yazdıklarım karşıtı yorum, yazı yazabilir..
bu olası durumun gerçekleşmesi sonrası, yukarıda yazdıklarım özelinde düşüncelerimi burada uzun uzun yazabilecekken yazmadığım gibi,
bu yazdıklarıma olumlu/olumsuz yazılan hiçbir yazıya cevap vermeyeceğim..
he bu arada şunu da şuraya bırakayım; #272546887
teşekkürler.. saygılar.. iyi akşamlar..