·126 syf.····Okunma: 08 Mayıs 2025 08:20 “O beni sevmeye başladığında, kendi gözümde değerim arttı.”
Werther’in bu sözleri, onun yaşadığı duygu yoğunluğunun aşk olmadığını kanıtlayan yazılı bir belgeydi benim için. Bunun tartışmaya açık bir konu olduğunun farkındayım; kitabı okuduğum süre boyunca birçok kişiyle bu konuda sohbet etme fırsatım oldu. Aslında okurlar iki gruba ayrılmış durumda:
1. Werther aşıktı, bu çok doğal bir olaydı ve suçlu değildi. Aşk suç değildir.
2. Werther abartıyordu.
Her neyse. Ben her iki bakış açısının da bazı açılardan haklı olduğunu düşünüyorum.
Werther takıntılıydı. Lotte’yi sevmesi bir aşk suçu değil, ahlaki bir sorundu. Nişanlı bir kadını sevmek elbette ki doğaldır; insan duygularını her zaman kontrol edemez. Ancak nefsini terbiye edebilir—ve etmeliydi. Ne kadar âşık olursa olsun, kimsenin başkasının eşine veya nişanlısına duygusal ya da fiziksel anlamda yaklaşma hakkı yoktur.
Bu noktada bana karşı çıkanlara şu soruyu sormak isterim
“Nişanlısınız ve eşinizin bir arkadaşı, açıkça eşinize karşı duygular besliyor, asılıyor... Böyle bir_ durumda tepkiniz “ah kıyamam yavrucak” mı
olurdu?”
Bir de “Sarkıntılık yapmadı ki” diyenler var. evet, belki açıkça fiziksel bir sarkıntılık yapmadı. Ama bu, duygularının masum olduğu anlamına gelmez. Ellerinin kazara birbirine değdiği anlarda karnında kelebekler uçuştuğundan bahsediyor, dudaklarını betimliyor, Lotte’nin nişanlısının ortadan kaybolmasını istiyor… Daha fazlası da var. Kitabı yeni okudum, birçok sahnesi hâlâ aklımda. Bu bölümler beni öylesine rahatsız etti ki, kitabı baştan sona okuyup da hâlâ ısrarla Werther’i savunanları anlamakta zorlanıyorum.
Elbette werther kafasına esince aşık olmamıştır, lotte fazla yakın davrandı belki, ki öyle de. Nişanlısı olan bir kadın ya da erkek başka bir karşı cinse(ki werther ona vurulduğunu belli ediyordu) bu kadar yakın davranarak neyi amaçlıyor?
Werther âşık değildi, takıntılıydı—ve bu kontrolden çıkarsa her iki taraf için de tehlikeli sonuçlar doğuracaktır. Werther’ın yaşadığı bu takıntının evreleri vardır ve o son evreye, yani birine zarar verme noktasına kadar gelmişti zaten. Lotte’ye yazdığı intihar mektubunda “Üçümüzden biri ölmeli” gibi bir cümle kuruyor. Bu ne demek? Ya ben ölürüm ya da siz. Sonucun her şekilde ölümle çözüleceğini düşünüyor.
Werther’in yaşadığı duyguların temeli aşk değil, karşılıksızlıkla beslenen bir saplantıydı yani. Bu tarz bir duygunun romantikleştirilmesi, özellikle de klasik eserlerde sıkça gördüğümüz bir durum. Ama bugün, bu metinleri yeniden değerlendirirken şunu sorgulamak zorundayız; gerçekten saf bir aşk mıydı bu? Yoksa kendi arzularının peşinden giderken, bir kadının huzurunu ve sınırlarını hiçe sayan bencil bir adam mı?
Werther, Lotte’nin kendisine olan ilgisizliğini ya da sınırlarını kabullenemedi. Bu noktada mesele aşk olmaktan zaten tekrar çıkıyor. Çünkü gerçek bir aşk, karşı tarafı olduğu gibi kabul etmeyi gerektirir; onu değiştirmeye çalışmayı ya da onun hayatına zarar vermeyi değil. Lotte, eşi ile konuşmalarından sonra ona sınır çizmeye çalıştı. Werther ise bu sınırları görmezden gelerek kendi duygularını meşrulaştırmaya çalıştı. Ona yazdığı mektuplarda sürekli kendi acısından söz etti, ama Lotte’nin iç dünyasını anlamaya ya da onun huzurunu düşünmeye çalışmadı. Lotteye gidip “sen ne düşünüyorsun?” Demedi.
Bazıları Werther’in trajedisini bir “aşk şehitliği” olarak görüyor. Ancak ben bunu bir bencilliğin doruk noktası olarak değerlendiriyorum:) Kendi hayatına son vererek sadece kendine değil, Lotte’ye de büyük bir yük ve suçluluk duygusu bıraktı. Bu davranış, sevgiyle değil, sahip olamamanın öfkesiyle açıklanır.
Kitaba genel puanım 7/10
Kızın nişanlısının duyguları daha fazla olsaydı 8lik bir kitap diyebilirdim. Ama bu bile eserin kalitesini belli ediyor, konu werther ve sadece werther ı okuyoruz.
Önereceğim bir kitap olacak, her okurun hayatının bir döneminde en kötü özet şeklinde okuyup aklı selim bir insan olmanın rahatlığını yaşaması lazım. Kitabı okuyup intihar edenler varmış, güzel. Dünya üç beş psikopattan temizlenmiştir.
Eğer bana karşıt düşünceleriniz varsa yprumlara yazabilirsiniz üzerinde konuşulmaya layık bir kitaptı, İyi okumalar.