·128 syf.··Beğendi
···Okunma: 08 Mayıs 2025 14:11 Haydaaa, bu neydi böyle? Valla kendimi bir labirentin içinde o muydu bu muydu yol bulmaya çalışır gibi hissettim okurken. Okuru oyuna nasıl dahil ederim diye düşünüp öyle yazmış sanki bunu Calvino.
Anlatıcı ormanın içinde bir şatoya giriyor dinlenmek için. Yemek masasında ev sahibi bir demet tarot kartı koyuyor ortaya ve herkes hikayesini anlatmaya başlıyor. Ama konuşmak yok, ‘konuşmadan anlat’ oynat bakalım. Anlatıyla sessizliği koyun koyuna yatırmasına şaşırırken dilin sınırları üzerine de azıcık düşünmüş bulunuyoruz. Neydi, “Dilimin sınırları, dünyamın sınırlarıdır” İletişim dediğimiz meret ne kadar kırılgan.
Kitabın diğer civcivli yanı, herkesin hikayesini aynı kartlarla anlatışında. Bu kadar hayat nasıl bir deste kartla anlatılabiliyor? Yazgılarımız başkalarının yazgısıyla kesişiyor, yaşamlarımız rastlantılarla örülüyorsa demek. Ya da belki, özgür falan değilizdir a gızım, hepimiz önceden çizilmiş kartlarla oynuyoruzdur. Olur mu olur.
Bu bir öykü kitabı, ama sınırları gevşetilmiş bir roman da denebilir pekala. Mitolojik referanslarla derinleştirilmiş, felsefeyle altlık yapılmış, anlatıya görseller ve sessizlik dahil edilerek zenginleştirilmiş, kat kat açılan acayip bir şey. Çok sevdim. Oyunlu metinleri seviyorsanız mutlaka okuyun,