Herkese selamlar
Orhan Pamuk ’un kaleminden; “ Kırmızı Saçlı Kadın ” adlı romanı, 2016 yılında yayımlanmış ve yazarın hem bireysel hem toplumsal temaları işlediği eserleri arasında yerini almıştır.
Roman, klasik Orhan Pamuk tarzıyla Doğu-Batı çatışması, kader, suç, baba-oğul ilişkisi gibi temalar etrafında şekillenir.
Roman, 1980’lerin ortasında İstanbul’un dışındaki Öngören kasabasında geçer. Ana karakter Cem Çelik, üniversiteye hazırlanan, orta sınıf bir ailenin çocuğudur.
Babası politik nedenlerle hapse girmiş ve sonrasında aileyi terk etmiştir. Cem, bir yaz tatilinde kuyucu çıraklığı yapmak üzere Mahmut Usta'nın yanına verilir. Burada hem fiziksel hem de duygusal olarak büyür.
Bir gün kuyu kazarken ustası Mahmut kuyuya düşer ve Cem onu kurtarmak yerine kaçar. Bu olay, Cem’in hayatının akışını değiştirir ve büyük bir suçluluk duygusuyla yaşamasına neden olur.
Bir yaz boyunca Cem’in hayatında iki temel olay gelişir:
*Ustası Mahmut’la kurduğu baba-oğul ilişkisi,
*Kasabadaki gizemli ve büyüleyici Kırmızı Saçlı Kadına ( Gülcihan, 33 yaşında) duyduğu aşk ve takıntı.
Roman üç bölüme ayrılmıştır:
1. Cem’in gençliği ve kuyuculuk dönemi (birinci ağızdan anlatım)
2. Cem’in yetişkinliği, evliliği ve başarıları (devam eden anlatım)
3. Kırmızı Saçlı Kadın’ın ağzından anlatılan bölüm (sürprizli ve bence çözümleyici)
Sonuç olarak; Cem yıllar boyunca bastırdığı suçluluk duygusuyla baş etmeye çalışır. Mahmut Usta’nın ölümünden sonra kuyudan kaçması, onu ömür boyu etkiler. İyi bir eğitim alır, evlenir, başarılı bir mühendis olur ama geçmişiyle yüzleşemediği için içsel huzura ulaşamaz.
Kitabın her sayfasında Cem'in yaşadığı vicdan azabını okuyorsunuz.
Romanın finalinde; insanın kaderini yazmak için uğraşsa da bazen ondan kaçamayacağını vurgular. Babasını öldüren Oidipus’un hikâyesiyle başlayan romanın sonu da başlangıcı gibi trajedik bir şekilde sonlanır.
Unutmadan; bir sayfa aç, dünyanı değiştir. Kitapla kal, huzuru yakala....