·504 syf.··Beğendi
···Okunma: 14 Şubat 2018 23:38 Kitapta beni etkileyen birden fazla diyalog oldu. Bunlardan birisi şöyleydi: "Çok, pek çok mutluyum; ama gene de yeterince mutlu değilim. İçimdeki mutluluk, bedenimi öldürüyor, ama ruhumu doyuramıyor."
Umutsuz bir aşkın son demlerinde söylenen bu söz beni derinden etkiledi.
Kitap; karşılaştığı herkese ve her şeye karşı kin ve nefret kusan , yüreğinde insanlık namına hiçbir şey bulunmadığını düşündürten Heathcliff karakterinin ruhsal durumunu olaylarla çok güzel gözler önüne sermiş. Aslında ruhsuz ve vicdansız olduğunu düşündürten olaylar zincirinin ardında, elinden aşkının alınmışlığının yoğun acısını duyan ve bu uğurda intikamdan başka bir şey düşünmeyen bir ruhun alışılmadık ve çarpıcı bir şekilde yaşam öyküsü anlatılıyor. Yaşadığı süre boyunca aşkının hayaleti kendisini yalnız bırakmıyor. O kadar ki "bedenini öldürüyor ama ruhu doymuyor!"
"Öldürülenler, öldürenlerin peşlerini hiçbir zaman bırakmazlar sanırım. Yeryüzünde dolaşan hayaletler olduğunu biliyorum. Sen de hep yanımda ol...Dilediğin kılığa gir...Çıldırt beni! Ama seni bulamadığım şu uçurumun karanlığında bırakma! Hey ulu Tanrım! Anlatılır gibi değil bu! Ben cansız nasıl yaşarım! Ruhsuz nasıl yaşarım!" sözleri ile Heathcliff karakteri umutsuz aşkını insanın yüreğini kanatırcasına ne kadar da etkileyici bir şekilde dile getiriyor.