Puan vermedi·224 syf.····Okunma: 10 Mayıs 2025 18:13 Cahit Zarifoğlu "En uzun yoldur insanın içi" der. Yollar önce ben de "Yol", en uzun tek heceli kelime diye not etmiştim kendime. Yol ve yolculuk hakkında okumak en büyük zevklerimden biri. Bu yüzden kitabın sırtını rafta görür görmez alıverdim kitabı.
Kitabın her yazısı "Bir yolcu gördüm" diye başlıyor. Son cümleye erişebilmek için dolgu malzemesi niteliğinde kelimeler yığını giriyor araya. Alıntıladığım cümleler genelde hitam cümleleriydi. Bu cümleler bana Halil Cibran üslubunu hatırlattı. Şık ve derin cümlelerdi bunlar. Bu cümleler genellikle diyalog tarzında verilmişti, bu durum bende bahse konu cümlelerin bir yaşanmışlığı olduğunu hissettirdi.
"Ne sen yollardaydın şimdiye kadar, ne de bir yolcu gördün. Belki de bir el aynasında kendini seyrettin bunca zaman."
Bu vurucu cümleyle bitirmeyi uygun görmüş yazar. Kim varlığını bir aynadaki yansıma olma ihtimalini göz ardı edebilir ki?
Bir de şu cümle düşündürdü beni: "Dünyanın en güzel yeri, o yerin kendisi midir, yoksa orayı seyredebildiğin yer mi?"
Bu sorunun cevabını yıllar önce Mesnevî'de bulmuştum. Rum ve Çinli ressamlar arasındaki yarışma hikâyesine müracaat etmek gerekiyor. İnsan kendi güzelliğini görmek için aynanın karşısına geçmek zorunda. Bakış da dönüp dolaşıp kendine rücu ediyor değil mi?