·128 syf.····Okunma: 11 Mayıs 2025 21:47 Öncelikle spoiler içeren bir inceleme olacak o yüzden okumayı düşünüyorsanız -ki tavsiye etmem- bu incelemeyi atlayabilirsiniz.
Kitabı okumaya başlamamın ana sebebi çoğu yerde Mary Shelly'nin kendi hayatından en çok ilham alarak yazdığı, bir seviyede otobiyografik sayılabilecek bir kitap olarak bahsedilmesiydi. Uzun zamandır Frankenstein'ı okumak istiyordum o yüzden önce Mathilda'yı okuyup yazar hakkında biraz fikrim olsun demiştim -demez olsaymışım-
Hikayemizin kahramanı Mathilda. Annesi ve babası birbirlerini çok severek evleniyorlar ama annesi Mathilda doğduktan kısa süre sonra ölüyor. Babası depresyona giriyor ve Mathilda'yı halasına emanet ederek 'uzak diyarlara' gidiyor. 16 sene sonraysa Mathilda'yı çok özlediğini hep onu düşündüğü söyleyerek geri dönüyor. Başlarda her şey normal olsa da Mathilda'ya genç bir erkeğin ilgi göstermeye başladığını fark ediyor ve davranışları aniden değişmeye başlıyor. Aylar boyunca Mathilda'ya yüz çeviriyor, ne eskisi gibi gülüyor ne de kızına sevgi gösteriyor.
Bir gün Mathilda'ya gelip annesiyle beraber yaşadıkları eve geri dönmeye karar verdiğini söylüyor ama davranışları orada da değişmiyor. En sonunda Mathilda dayanamıyor ve babasının niye böyle davrandığını zor da olsa öğreniyor. Anlıyoruz ki babası Mathilda'ya, 17 yaşındaki kızına aşıkmış, ve bu eve gelmelerinin sebebi adamın ölen karısına olan aşkını hatırlayıp kızına olan aşkını unutabilmesiymiş. ( Ben az önce nasıl bir cümle kurdum ya..)
Adam bunları söyledikten sonra okyanusa atlayıp intihar ediyor ve mathilda ıssız bir kırsalda inzivaya çekiliyor. Orada da Woodwille adında bir adamla tanışıyor ki bu adamın da Mary Shelly'nin kocası Percy'i temsil ettiği söyleniyor.
Benim kitapta en çok kızdığım olay mathilda'nın sürekli baba güzellemesi yapmasıydı. Yani kızım adam az önce sana aşkını itiraf etti sence bu normal bir şey mi? Kitap boyunca ah babam canım babam zavallı babam sözlerini okumaktan gına geldi gerçekten.
Aslında bu kadar uzun bir inceleme yazmak istemiyordum ama sanırım biraz dolmuşum. Son olarak umarım bu kitap dedikleri kadar otobiyografik bir kitap değildir veya her şey bir metafordur. Yoksa Mary Shelly'nin veya herhangi bir kız çocuğunun bunları yaşamış olduğu düşüncesi çok acı verici.