Korkusuz gazetesinde köşe yazıları çıkan Ümit Zileli, yazılarını takip ettiğim, önemsediğim yazarlardan biridir. Zaman zaman kitaplarını da alıp okurum. “Yakın Tarih Yalanları” (Sia Kitap, 3. Basım, Aralık 2020) bunlardan biri. Bu eserde de ana çizgisini koruduğunu görüyoruz Zileli’nin. Bu kırmızı çizgiler ne peki? Onun herhangi bir yazısından “olmazsa olmaz”larını alıp çıkarmak pek de zor değildir. Bunlar, Atatürk’ün ilkelerinin hepsini içermektedir. Sapına kadar cumhuriyetçi olduğu kadar sapına kadar da laiklikten yanadır Zileli. Dolayısıyla da dinci, dini siyasete alet eden iktidarlara kökten karşıdır. Bu yüzden bu tür zihniyetle arası bozuktur, onlarla bitimsiz bir mücadeleyi göze almıştır, onların deli saçması zırvalarına karşı bilimi ve aklı öne alır. Ama pıtrak gibi türemelerinden dolayı onları alt etmek pek de mümkün değildir ne yazık ki. Birini alt etsen diğeri devralır bayrağı. Çünkü bu ülkede cehalet el üstünde tutulur, çok bilen “ukala” görülür, din hocalarından başka kimse daha iyisini bilemez. Vatandaş “Oruçluyken sakız çiğnemek orucu bozar mı?” türü sorularla meşgul olup uyurken atı alan Üsküdar’ı geçer, saman altından su yürütülür. Din, Allah, kitap denilerek iktidar sağlamlaştırılır.
Aynı zamanda koyu bir cumhuriyetçidir de Zileli. Ama İslam cumhuriyeti gibi bir cumhuriyetten değil, laik bir cumhuriyetten yanadır. Cumhuriyeti ve laikliği içselleştirmiştir. Kimsenin kimseye hiçbir inancını zorla benimsetmeye çalışmadığı bir ülke hayal eder ve bu doğrultuda bildiklerini paylaşmaktan da çekinmez. Aydınlanmadan yanadır, yobazlığa tahammül edemez. Onun “herif-i naşerif” sıfatını uygun gördüğü kişiler ya Atatürk düşmanıdır ya laiklik düşmanıdır. Gerçi birine düşman olmak ikisine de düşmanlık anlamına gelir. Herhalde “Atatürk’ü seviyorum, ama laikliği asla!” diyen yoktur. Kimileri Atatürk’e sadece vatanı düşmandan kurtardığı için minnettardır, diğer yaptıklarını hiç doğru bulmaz. Zileli, Atatürk’ü bir bütün olarak benimseyen bir yazardır. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu liderini “amasız fakatsız” özümser, onun ne kadar büyük bir lider olduğunu her fırsatta dile getirir. Bu yüzden dinci iktidarlarla, Atatürk’ü görmezden gelip ikinci/üçüncü sıraya atanlarla arası bozuktur. Mesela I. Dünya Savaşı’nda açılan, tarihe Türkler için âdeta bir kahramanlık destanı olarak geçen Çanakkale Cephesi’ni Atatürk’süz anlatanlara ateş püskürür, Atatürk’ün adını bu ülkeden silmeye çalışanlara karşı kalemini bir kılıç gibi kullanır.
“Yakın Tarih Yalanları”nda dört ana bölüm var. “Önsöz”de ayrıca belirtilmese de yazarın Korkusuz’da yazdığı yazılardan derlenen bir kitap olduğunu sanıyorum. Çünkü yazılar hep köşe yazısı çizgisinde ilerliyor. Zileli’nin gazete yazılarının derli toplu hâlini okumak isteyenlere yönelik bir çalışma olmuş. Bazı bazı tekrarlara düşülse de Zileli’nin kendine has üslubu kitabı sonuna kadar okumanızı sağlıyor.