Bir ordunun en önünde giden birliklerden birindeyseniz, ölme ya da sakat kalma ihtimaliniz %90’ın üzerindedir. Buna rağmen elbette her orduda, en önde giden birileri var. Peki bir savaştan birey olarak kaçarsak ne olur? Ordu pek de bir şey kaybetmez. Fakat diğer askerler de sizin gibi bir insan ve elbette onlar da canlarını kurtarmak için kaçmayı düşünüyorlar. Bütün askerler böyle düşünürse savaş daha başlamadan kaybedilecektir.
Aytmatov, bu kitabında can korkusuyla kaçan bir askerin ve her şeye rağmen onu korumaya çalışan biricik aşkının hikayesini anlatıyor. Elbette savaştan kaçan askeri de bir nebze olsun anlayabiliyoruz. Kitap bize birey ve devletin çatışmasını anlatıyor. Türk töresinde kesin ve net şekilde hainlik olarak addedilen kaçaklık, erkek olma görevlerinden biri olan cesareti kanında bulamamış İsmail karakteri ile karşımıza çıkıyor. Haklı haksız aramaksızın kitabı buruk bir hüzünle okuyoruz. Aytmatov’un birçok kitabı bize savaşın dehşetini ve bu dehşetin insanlar üzerindeki psikolojik etkisini keskin fakat objektif şekilde anlatıyor.