İlk kez bir Tv programında denk gelmiştim Şule Gürbüz’e , dünyada ama buraya ait değilmiş gibi çıkan sesi , büyük bir dikkat ve derinlikle dışarı dökülen sözcükleri ile beni hem şaşırtmış hem de sarmıştı. Burada ilk kez kapıyı araladım Şule Gürbüz’e
Yazar kimliği ile tanıştığım ilk kitabı olan Kamburu okuduğumda bu kitabın 18 yaşında bir genç kadın tarafından yazıldığını kabul edemedim. Çünkü bu kadar farkında olmak , bu farkındalığı bu denli anlatabilmem öyle bir yaş için pek mümkün gelmedi bana. Oradaki kamburun dünyaya dönük yüzü ile söyledikleri çok gerçekçi ve vurucuydu. Sözcüklerinin garip bir tılsımı var. Bir mana işçiliği yapıyor . Bunu Coşkuyla Ölmek kitabında da sürdürüyor. 4 bölümden oluşan kitapta her hikaye kişisi diğeri ile ilişkili . Bir hayat ve anlam arayışını konu alan eserde dönüp duran ve yerini arayan ama bulan ya da bulamayan karakterleri anlatıyor. Kitabın bazı bölümleri bana Albert Camus’un Yabancı’sını anımsattı. Çok benzer yanları var. Daha fazla söz açıp büyüsünü bozmamak adına burada bırakıyorum. Yüzü ve kulağı içine dönük olan herkesin büyük bir sabır ve keyifle okuyacağı bir kitap, şunu da eklemek gerek ki Şule Gürbüz’ü okuyan ve ona anlam olarak yaklaşan okur büyük kazançtadır.
Coşkuyla ÖlmekŞule Gürbüz