Her güzelin şeyin bir sonu var
Öyle bir kitap bırakıyorum ki rafa; yıllar içinde elime alıp alıp bazı sayfalarına göz gezdirmek, rastgele sayfalarını açıp okumak bile iyi gelecek, biliyorum. Bu kitap birçok bakımdan diğer okumalarıma fark atacak ve yıllar içinde tekrar tekrar okundukça her okumada farklı bir kazanımla koyulacak tekrar rafına. En azından şu an hissettiğim bu…
Hayatında hiç kitap okumamış, okumayı sevmeyen birine zorla okuttursak bu kitabı, yazılmış bütün eserler böyle midir acaba sorgusuyla kitap kurdu olur çıkardı o kişi…
Okuduğum eserler içinde bazılarını gerçekten çok sevdim. Sarsıldığım, bana hayatı sorgulatan, yaşama bağlayan, insana umudumu tazeleyen, bazen tiksinti uyandıran, bazen güldüren, çokça düşündüren, öfkelendiren ve onlarca duyguyu yaşatan yüzlerce okuma…
Kimi eser başucu kitabım oldu, kimi altı çizili satırlar ya da hediye edeni hatırına kitaplıkta yerini aldı. Kimini zirveye oturttum, kimi kör kuyulara atıldı. Bazılarıyla aramda öyle bir bağ kuruldu ki yanından her geçtiğimde onu kucaklamak isterim hala. Her okurun sıralamasına karar veremediği en sevdiği kitaplar listesi vardır ya hani; benim ilk beş hiç şaşmaz. Şaşmazdı!
Şimdi ben bu eseri hangi sıraya oturtayım, hangi başlığın altına koyayım bilmiyorum. Okurken bazen nefret ettim, bazen çok sevdim, çok güldüm, sık sık ağladım, öfkelendim, sevinç de duydum, merak da ettim googleladım bir okurun binlerce kitapta yaşayabileceği milyonlarca duyguyu tek kitapta ayrı ayrı yaşadım.
Yazar bu eseri için
“bugüne kadar yazdıklarım, bu kitap için bir hazırlık niteliğindeydi" demiş. Yazar yaptığı şeyin mükemmelliğinin farkındalığı ile okura 1952’den güzel bir selam vermiş. Otobiyografi diyebileceğimiz kitapta steanbek yoğunlukla büyükbabası olmak üzere İrlanda’dan Amerika’ya göç eden annesinin ailesinden bahsediyor. Ve bu ailenin komşusu Trask’lar. Yazarın kendi oğullarına atfettiği kitap en baştan Habil ve Kabil’den başlıyor insanın doğasını anlatmaya.
İyi ve kötü!
Yardalıştan bu yana bitmeyen o büyük savaş.
Kitabın karakterlerini ve içeriğini detaylı anlatmak istemiyorum.
Hemen her okumayı ya kitabı beğenmediğimden, ya sonunu çok merak ettiğimden ya da bir sonraki kitaba hemen başlamak isteğimden hızlıca bitirmek isterim. Ama Cennetin Doğusu bitmesin istedim. Bazen bir sayfa okudum yarım saat düşündüm, bazen hızımı alamadım ikiyüz sayfa okudum “hey dur ne yapıyorsun bitecek şimdi” diyerek frenledim kendimi.
Müthiş bir deneyimdi.
Ölmeden okuyun diyorum sevgili okurlar.
Okumadan ölmeyin sakın…