İnsan bazen en çok kendi zihninden korkar.
O fısıltılar...
Durmaksızın kulağının dibinde dönüp duran, kimi zaman tanıdık kimi zaman tedirgin edici o iç ses...
Gece ilerledikçe evin içindeki gölgeler büyüyor, sessizlik çarpıcı bir gerçeklik gibi üzerime çöküyordu.
Kitabın kapağını yavaşça kapattım. Ama hikâye bitmemişti.
O artık zihnime sızmıştı.
Mehmet Ali Özmen – Korku Dozu: SON
Yazar bu kez bizi elinden tutarak değil, karanlık bir ormana bırakarak karşılıyor.
Ve oradan çıkmanın tek yolu, içimizden geçiyor.
Serinin ilk kitabı TAŞ’ta geçmişe, Hititlerle Mısırlıların savaşına, bağımlılığın gölgesindeki gençlere tanıklık ettik.
ZAN’da korkunun dozunu artıran şeyin aslında zihnin içindeki belirsizlikler olduğunu öğrendik.
Ve şimdi SON...
Tempo hiç düşmüyor.
Korku bu kez karanlık koridorlarda değil, içimizde saklı.
Çünkü Özmen’in korkusu; bir yaratık ya da hayalet değil.
O, en saf haliyle biziz.
Bastırılmış arzular, unutulmuş travmalar, yüzleşilmemiş anılar...
Bu kitap sadece korkuyu değil, onun nedenini de sorgulatıyor.
Her karakterde farklı bir cevap arıyoruz. Ve çoğu zaman bu cevaplar hoşumuza gitmiyor.
Belki de en korkunç şey, koridorun sonunda bekleyen bir yabancı değil…
O koridorda kendine rastlamaktır.
Korku Dozu sadece bir roman değil; içsel bir yolculuk.
Bir bilinmezliğin kıyısında, okuru kendiyle yüzleştiren bir ayna.
Peki sizce korku en çok nerede saklanır?