·624 syf.····Okunma: 16 Mayıs 2025 10:35 bu kitap... beni duygudan duyguya sürükledi. nereden başlasam bilemiyorum.
öncelikle addie larue benim sosyal medyada sürekli gördüğüm bir kitaptı. başta konusu çok ilgimi çekmişti ama sayfa sayısı biraz gözümü korkuttuğundan ertelemeye karar vermiştim. yazarımız victoria schwab'dan okuduğum vahşi'yi çok çok sevince artık addie larue'ya da başlamak istedim. şimdi de kitabı detaylıca inceleyeceğim çünkü söylemek istediğim çok fazla şey var.
önce sevdiğim kısımlardan bahsedeyim.
1. konu. kitabın o kadar özgün, o kadar orjinal bir konusu var ki hakkında başka hiçbir şey bilmeden sadece konusunu duysanız bile NE HEMEN OKUMALIYIM oluyorsunuz şahsen ben öyle olmuştum. bu konu hak ettiği gibi işlenseydi kesinlikle 10/10 olurdu benim için.
2. karakterler. addie ve henry'yi çok sevdim, özellikle henry benim için çok özel bir karakter oldu. kitabın karakterlerine alışma konusunda bir sıkıntı yaşamadım. zaten schwab'ın karakter tasarlama işinde çok başarılı olduğunu düşünüyorum. bir yerden sonra kitabı addie ve henry, belirli bir yerden sonraysa sadece henry için okudum diyebilirim. henry'yi gerçekten çok sevdim.
3. addie ve henry ilişkisi. çok güzellerdi. ilk tanışmalarından son sahnelerine kadar ikisini çok keyif alarak okudum. aralarında harika bir uyum vardı bence. bu kitap için çok büyük bir artı çünkü romantik tarafı ağır basan bir kitapta ana çifti yakıştıramasaydım puanım yarıya falan inebilirdi, henry ve addie beni bu tehlikeden kurtardı çok şükür ^‿^
4. yazım dili. YAZIM DİLİ!!! bazen deriz ya "zamansız yazarlar" diye. bu söylendiğinde akıllara pek çok isim gelebilir ve eğer hakkı verilirse gelecekte schwab'ın da bu isimlerden olacağından adım kadar eminim. şahane bir dil, bakın iyi değil HARİKA bir dil. kitapta öyle sihir falan yok ama öyle sihirli bir anlatımı var ki sizi direkt büyüleyip içine çekiyor. addie larue pek sevdiğim bir kitap olmasa da schwab okumaya devam edeceğim, kesinlikle mükemmel bir kalemi var.
5. ilk 300(?) sayfa. buna kısaca ilk yarı da diyebiliriz aslında. kitabın ilk yarısından çok keyif aldım. özellikle addie'nin eski hayatını ziyaret ettiği (tam anlatamadım ama o kısımlar işte) sahneleri çok severek okudum ara ara duygulandım da. kitabın tamamı ilk yarıdaki gibi akıcı ve duygu yüklü olsaydı kesinlikle daha çok severdim ama işte. oralara daha sonra geleceğim.
sanırım sevdiğim noktalar bu kadar. şimdi... beğenmediğim kısımlara geçelim.
1. aşk üçgeni. bu (tam olarak bir trope sayılır mı emin değilim ama) trope'tan nefret eden bir okur değilim, yani mesela bir kitapta aşk üçgeni mi var ıy kusmuk asla okumam demiyorum. çok da büyük bir sıkıntı değil benim için. ama bu kitapta bir aşk üçgenine hiç gerek yoktu gerçi "aşk" üçgeni denebilir mi orası da ayrı bir konu. luc karakterinin addie'ye saplantılı bir şekilde aşık olmasına da gerek yoktu. sadece addie'den istediğini almak uğrunda onu ikna etme çabalarını falan okusak gayet iyiydi aslında. luc'un sonlara doğru girdiği "henry'yi bırak sen benimsin" tripleri hiç hoşuma gitmedi. genel olarak luc karakterini asla sevemedim.
2. az önce de belirttiğim gibi luc karakteri. ben açıkçası luc'un tam hak ettiği gibi yazılmadığını düşünüyorum. yani sanki çok sağlam bir karakter olacakmış da yeterince üzerinde durulmamış gibi. addie'yi tabiri caizse manipüle ettiği sahnelerde hissetmem gereken o karanlık ruh ağırlığını asla hissedemedim. kendisi de yani koskoca karanlık ruh ama on yedi yaşındaki ergen berk gibi replikleri var. daha sağlam, daha ağır, daha bir otoriter mi ne denir artık işte öyle yazılmasını isterdim luc'un. kıyaslamaya gelince de henry'nin luc'tan kat kat daha iyi yazılmış bir karakter olduğunu düşünüyorum.
3. yan karakterlerin aşırı YAN karakter olması. üç ana karakter dışında kitapta elle tutulur bir karakter daha yok. bu eksikliği en çok estele karakterinde hissettim. addie ikide bir estele'i düşünüyor, onun sözlerini kafasının içinde tekrar ediyor falan ama bu estele kim? niye bu kadar önemli? kitabın ana karakteri için bu kadar özel olan bir karakteri daha çok okumamız gerekirdi. aynı şey henry'nin arkadaşları ve addie'nin hayatındaki insanlar için de geçerli. ara ara gelip bir bakıp çıktılar o kadar.
4. cinsellik meselesi. kimilerine pek önemli bir nokta gibi gelmeyebilir ama benim çok gözüme battı şahsen. böyle bir kitapta cinselliğin göze batacak kadar sık olmasını bırak olmasına bile gerek yoktu bana kalırsa. o kadar çok yatak muhabbeti geçiyor ki bir yerden sonra rahatsız olmaya başladım. kitabı beğenmememin daha önemli sebepleri var ama bunu da belirtmeden geçmeyeyim.
5. olaysızlık. bu kısımda kitap zaten soft bir kitap, pek bir aksiyon beklemek doğru değil diyebilirsiniz ki haklısınız, ben zaten aksiyon beklentisiyle başlamadım. konu da bu değil. ilk yarıdan sonra kitapta HİÇBİR ŞEY OLMUYOR. kelimenin tam anlamıyla hiçbir şey. olay örgüsünü eleştirmek isterdim ama bir olay örgüsü yok ki. addie ve henry birlikte vakit geçiriyorlar, arkadaşlarıyla takılıyorlar, addie'nin geçmişini okuyoruz ara sıra da luc gelip gidiyor bu kadar. ya neden ಥ‿ಥ neden bu kadar şahane bir konuyu böyle işledin ki diye sormak istiyorum yazara. henry hikayeye dahil olduktan sonra azıcık hareketlenir gibi olduk ama "gibi" olduk, sonra hemen yine sıradan olaylar.
350'lerden sonra çok çok sıkıldım. sonları yine fena değildi ama kitap beni o kadar bunalttı ki sonlarından da pek etkilenemedim açıkçası. böyle bir konunun çok daha iyi işlenmesini isterdim.
6. merak unsuru. yani çok bir şey söylemeye gerek yok bu konuda. kitapta hiçbir olay olmadığı için son 60 sayfaya gelene kadar asla merak ederek okuyamadım. bakın mesela başlangıçta sorun yoktu hikayenin içine girebilmemiz için sakin bir akış olabilir ama ortalara geldikçe insan bir patlama noktası istiyor. dediğim gibi son 50-60 sayfaya kadar bir sonraki sayfayı çevirme isteğim hiç olmadı ki bu aşırı büyük bir eksik. böyle de demek istemiyorum ama 450 ile 550 arasını sürünerek okudum resmen.
7. uzunluk. asla 620 sayfalık bir hikaye değildi. ekstradan da biraz uzatılsa eennn fazla 400 sayfada bitebilirdi. gereğinden fazla uzun olmasaydı daha akıcı olurdu belki. ben de okurken bu kadar bunalmazdım.
bu kadar galiba. genele bakıldığında addie larue benim için biraz hayal kırıklığı oldu :( sevdiğim noktaları vardı yukarıda belirttiğim gibi ama sevmediğim kısımlar ne yazık ki daha ağır bastı. sırf henry için 6.5'tan 7 veriyorum.
okuyacak olan herkese iyi okumalar dilerim.