Falih Rıfkı Atay - Zeytindağı
Puan vermedi·192 syf.··
2025 12. kitabı
Zeytindağı'nın Ateş ve Güneş bölümünde "Yazdıklarım, yazılanların en iyileri değildir, yegâne yazılmış olanlardır. Onun için neşrediyorum." der Falih Rıfkı. Paşa hatıratları dışında Birinci Dünya Savaşı ile ilgili pek fazla anı kitabına rastlayamıyoruz maalesef. Okuduğumuz paşa hatıratları da anıdan ziyade kendini müdâfaa fikriyle yazıldığından tesirleri Falih Rıfkı'nın anıları kadar yüksek olmuyor. Tabii Zeytindağı' nın acı satırlarının, Falih Rıfkı'nın muazzam dili ve çarpıcı dikkati neticesinde ortaya çıktıklarını ve bu satırların mürekkeple değil Anadolu yiğitlerinin kanıyla yazıldığı gerçeği eserin değerini daha da artırıyor. Zeytindağı'nın hep bir roman olduğunu düşünmüştüm. Zira; hep roman olarak anıldığını işitmiştim. Oysa ki, roman değilmiş, anıymış! Fakat bu müthiş esere öyle alelade bir hatıra kitabı olarak bakmak da haksızlık gibi sanki. Anı türüne haksızlık yaptığımı ve bu türü küçümsediğim kanısına kapılmayın sakın. Bu düşüncemin sebebi; Falih Rıfkı'nın kaleminin anı sınırlarını aşarak, tek bir insanın değil bütün bir Anadolu'nun Arap çöllerindeki sergüzeştini aktarabilmiş olmasındaki üst düzey kabiliyeti fark etmiş olmamdır. Bu kadar övgüden sonra, Zeytindağı'na doğru yaklaşalım biraz. Zeytindağı; Cemal Paşa'nın Filistin'deki karargahının yer aldığı tepenin adıdır. Aslında bu isim o coğrafyada yaşayan bir ad değil, Falih Rıfkı'nın yaptığı çeviridir. Tahmin edenler vardır; Arap coğrafyasında Türk ve Türkçe hiç var olamamış, o kültüre ve dile kendi tesirini işleyememiştir. Yazarımız, Anadolu Türk'ünü; Trakya'dan İran'a doğru Anadolu üzerine uzanmış ve süt veren memelerini Arap coğrafyasına uzatmış bir süt ineğine benzetir. Haklıdır! Tarih boyunca böyle olduğu gibi Birinci Dünya Harbi boyunca da Anadolu bütün kaynaklarını bu Arap coğrafyasına akıtmıştır. Üstelik sadece altın, para, emek değil; Ahmetlerin, Mehmetlerin, Hüseyinlerin kanı da Arap bahçelerini sulamak için heba edilmiştir. Hatta, yazarımızın aktardığına göre; memlekete dönerken Cemal Paşa trenden buğulu gözlerle Anadolu'nun fakir bozkırlarına bakarak "Keşke buralarda vazife almış olsaydım" der, yapılan yatırımların ve bayındırlık işlerinin, verilen emeklerin, dökülen Mehmetçik kanlarının ziyan oluşunu düşünerek. İnsan ister istemez düşünüyor: Bu savaş kazanılabilir miydi? Falih Rıfkı, "Arap meselesi denen şey Türk düşmanlığı hissi idi." diyor. Başka bir yerde "Çöl ve yarı çölde menfaat ve kuvvetten başka hiçbir kuvvet hüküm süremez." diye ekliyor. Yine bir başka paragrafta: "Hele çöl bedevilerinin altın ve kıymetli taştan başka dinleri yoktu. Sınır boylarındaki şeyhlerin göğsünde İngiliz ve Alman nişanları yan yana idi..... İngiliz cephesinden at kaçırıp bize satan bedeviler, dönüşlerinde bizim atlarımızı çalıp İngilizlere satarlardı." diyerek aktarıyor tanıklıklarını. Söyleyin, böyle bir coğrafyada vatan müdâfaası mümkün olur mu? Evet, bu direniş mümkün olamadı. Olamazdı da! Biz sadece o coğrafyanın imar işçileriydik. Yaptığımız evlerin, inşâ ettiğimiz köylerin sahibi, hatta ortağı, misafiri dahi değildik. Köyden kovulması gerekenlerdik. Biz orada İngilizle değil; çölle, çölde yaşayan bedeviyle ve saraylarında kahkaha atarken deve butlarıyla yağlanmış ellerini ağızlarına götüren şeyhlerle savaştık. Ve... Savaşın sonunda Anadolu'ya dönmeyi başarabilen bir avuç Türk'ün ardından yağlı dilleriyle güldü o şeyhler... Ahhh.. Cemal Paşam... Senin hakkında anlatılan o meşhur vecizeyi hatırlıyorum. Burnunu kaşıman, sakalını karıştırman ve çok korkulan bıyık burman... Keşke elin hep bıyıklarında dolaşsaydın. Cemal Paşam, o çöllerden çektiğin son telgrafta "Kudüs'ü İsrailoğulları gibi bırakmadık; Türkler gibi bıraktık." diyorsun. Doğrudur Cemal Paşam, doğrudur. Kaybettiğimiz bu savaşta dahi yazdığımız destanlar var. Emir subayın Falih Rıfkı'nın dediği gibi: "Irak, Çanakkale, Kafkasya, Galiçya ve Romanya cephelerinde her mevsime, her düşmana ve her iklime karşı harp eden bu cesur adamlar Herkül'ün on iki imtihanını verdiler." Bu imtihanlar sonucunda Anadolu Türklüğünde karar kılmıştık; fakat sanki son günlerde, verdiğimiz o sınavlardan edindiğimiz bilgileri unutmuş gibi hafızamız. Belleğini tazelemek isteyenlere Zeytindağı'na bir seyahate gitmelerini tembihliyorum. Sıcak, kanlı, açlık ve kalleşlik içinde bir yolculuk olacaktır ama bu yolculuk hafızanızı size geri verecektir. Kitapla ve sağlıcakla kalın... A.Kadir UYSAL - 11.03.2025
ZeytindağıFalih Rıfkı Atay · Pozitif Yayınları · 201114,8bin okunma
·
71 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.