Bence bu kitabın en şaşırtan ve aklımızda hep tutmamız gereken yanı 1908’de yayımlanmış olması.
Yukarıdaki cümleyi önemli bir hatırlatma olarak yazdım çünkü benim kitabı değerlendirmemde çok önemli bir unsur. Kitabın yazıldığı ve yayımlandığı dönemi göz önünde bulundurmadan okursanız oldukça didaktik ve propaganda içeren bir metin olması nedeniyle biraz uzak durmak isteyebilirsiniz. Ancak, Jack London’ın yirminci yüzyılın başında bir distopya ve kurgu harikası oluşturduğunu düşününce büyülenmemek elde değil.
Hikaye iki aşamalı kurgulanmış. İlk aşamada; tanınmış bir bilim adamının kızı olan Avis Everhard’ın, Amerika’daki sosyalist hareketin öncü liderlerinden olan eşi Ernest Everhard’ı ve onun davasını anlattığı notlara yer verilen katman bulunuyor. Yazar ikinci aşama olarak ise; Everhard’ların başarısızlıkla sonuçlanan devrim girişimlerinden yüzyıllar sonra, Avis Everhard’ın notlarını bize detaylı dipnotlar ile aktaran Anthony Meredith’i konumlandırmış. Dahice!
Hikaye’nin edebi açıdan bir diğer doyurucu kısmı ise ana kahramanın (Ernest Everhard) başarısız olacağını ancak sosyalist hareketin başarı ile yönetime geçeceğini en baştan bilmemiz. Bunun yanında dikta, oligarşi, tröst oluşumları ve siyaset-din-ticaret ilişkileri kavramlarına aşina olmak için özellikle gençlerin okuması gerektiğini düşünüyorum.
instagram.com/cityreaders...