“Pes Eden Yenilir”
Puan vermedi·479 syf.··
2025 36. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 17 Mayıs 2025 20:04
" Kün " kelimesi, Arapça kökenli olup "ol!" anlamına gelir. İslami terminolojide özellikle "Ol dedi ve oldu" (Arapça: "Kun feyekûn") ifadesinde geçer. Bu ifade, Allah'ın mutlak yaratma gücünü anlatır. Kur’an’da birkaç ayette yer alan bu deyim, Allah’ın bir şeyi yaratmak için sadece “kün” demesinin yeterli olduğunu belirtir. Kitap ismi ile içeriği hakkında bilgi veriyor esasında. Kitapta Hacı Muhtar, nam-ı diğer Hacemi karakterimiz var. Hem alaycı, hem de çelişkili biri. Görünüşte dini değerleri önemseyen, halka önderlik eden bir muhtar gibi görünse de, gerçekte çıkarcı, ikiyüzlü ve samimiyetsiz bir figürdür. Dindarlık kisvesi altında kendi menfaatlerini kollayan, ailesi ve mahallesi üzerinde otorite kurmaya çalışan, özü sözü ayrı bir adamdır. Hacemi bir istihareye yatar ve rüyasında mezarlık olan bir yerin kendisine verildiğini görür. Hikâye, Ankara’da bu rüya üzerinden şekillenir ve şehirleşmenin, dönüşümün, yozlaşmanın habercisi olur. İzlemek isteyenler için, tanıtım kitapçığından buraya bir link bırakıyorum: youtu.be/6wrMtZFsPbA?si=... Buyurun, karşınızda Hacemi. Yazar, Hacemi ve daha sonra Konya’da yolları kesişen karakterler üzerinden şehirleşme, rant, ahlaki çürüme gibi temaları işlerken; dini inançların nasıl araçsallaştırıldığını da sert ama mizahi bir dille hicvediyor. Geçmişle bağımızı, saygıdeğer olanı hoyratça yok etmeye çalışanları, yeni dünyanın temsilcilerini; kara mizah ve taşlamanın yoğun olduğu bir anlatımla önümüze seriyor. Sezgin Kaymaz, şive’li konuşma kalıplarından, doğallıkla akan diyaloglara; rahatsız etmeyen ama yer yer güldüren argo üslubuyla yine kendine has. Roman gibi başlayıp roman olmaya çalışan bir hikâye bu. 250. sayfaya geldiğimde elimde hâlâ yekpare bir hikâye yoktu. Daha çok karakterlerin içine sızmış hayat parçaları, çatlamış zamanlar, birbirine değmeyen anlatı kırıntıları vardı. Hikâyenin bir yere varacağının farkındayım ama karakterlerin kazınma süreci bana fazlaca uzun geldi. Yer yer çok iyi yazılmış ama biraz da yorucu. Trajedi büyükse, insan ya ağlar ya güler. Hiciv gibi görünen birçok diyalog, aslında doğrudan hayatın işleyişine dokunuyor; insanın anlam arayışındaki hem komik hem de acıklı hâline işaret ediyor. Açık bir inanç sorgulamasından çok, “inanmak istiyorum ama inanılacak şey bırakmadınız” diyen bir ruh hâli beliriyor karakterlerin içinde. Sezgin Kaymaz bunu karakterlerin diliyle öyle doğal ve sahici bir biçimde aktarıyor ki, insan bazen gülümseyerek sarsılıyor. Hüdai Ağa ile Muzaffer Hoca’nın diyalogları yalnızca bir inanç tartışması değil; aynı zamanda büyük bir trajedinin ve insana ait ahlaki sorumlulukların da tartışmaya açıldığı sahnelerdir. Siz de kimi zaman Hüdai Ağa gibi sorgulayan, akıl ve vicdanın yargısıyla inanç arasında sıkışan, Allah ile alttan alta hesaplaşan, insanca bir açıklama arayışındasınız. Bazılarınız ise Muzaffer Hoca gibi, inancı aklın önüne koyan, cevap aramaktan çok ikna etmeye çalışan, anlamasa da razı olan, hikmeti gecikmiş bir adalet olarak gören birisiniz. Hangisi olursanız olun, bu ikilinin arasında geçen diyaloglarda kendinizi illa ki bulacaksınız. Her şeyin öyle kolayca çözülmediği, baştan sona yekpare bir hikâye bekleyenlerin zorlanabileceği bir kitap bu. Kün, okunması kolay bir metin değil. Hikâye hem Ankara’da hem Konya’da parçalanıyor; karakter bolluğu, zaman sıçramaları ve birbirine eklemlenmeyen anlatı kırıntılarıyla okuyucuyu sürekli bir arayışa zorluyor. Olay örgüsü, bildik bir ritimde akmıyor. Hikâye ancak sona doğru belirginleşiyor, parçalar yerlerine oturmaya başlıyor. Bu dağınıklıkta varoluşun sancısı var. Bu parçalanmışlıkta inançla hesaplaşan bireyler, toplumsal ikiyüzlülük, geçmişe duyulan özlem, adalete olan inançsızlık, ahlaki kayıplar gizli. Küçük küçük hikâyeciklerin içinde büyüyen kocaman bir mesele var aslında. Anlatılan şey tek bir olay değil. “Ne didi, ne didi? Bişiy dir gibi baktı. Ne didi?” Sezgin Kaymaz işte. Hep bişiy didi.
KünSezgin Kaymaz · İletişim Yayınları · 20141,737 okunma
··
14 +1'leme
·
4.695 Gösterim
2 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Hacı Muhtar'lar bizi hiç şaşırtmıyor 🥴 incelemeniz her zaman ki gibi şahane. Kaleminize sağlık
Alper Turgay
Gönderi Sahibi
Güzel yorumunuz için çok teşekkür ederim😊🙏. Hacı Muhtarlar gerçekten hiç şaşırtmıyor artık. Ama ne gariptir ki, hâlâ onların izinden çıkmayanlara ve biat edenlere şaşırabiliyorum😯. Neye şaşıracağımıza şaşırdık artık.🤭
Of bu kitap çok güzeldi🤩 pes eden yenilirin ne kadar üzücü bir cümle olduğunu da ancak okuyan bilir😔 ah ömerim ah
Alper Turgay
Gönderi Sahibi
“Pes eden yenilir” gerçekten öyle kolayca geçilecek bir cümle değil. Ömer’in payına düşen de fazlasıyla ağır. Okuyanın içinde kalıyor.😞