Merhabalar merhabalar,
İlk defa bir şiir kitabı okudum desem ne tepki verirdiniz? Şiirciler ve romancılar diye ikiye ayrılıyor sanki okur kitlesi, her şeyde böyle değil miyiz? Hatta zorlasak, daha da ayrılırız: kimisi kurgu okuyanları eleştirir, kimisi kişisel gelişim okuyanları. Bence hepsine ihtiyacımız var; hiçbir türe küsmemeliyiz. Ama bazı türler için ek teşvik gerek cidden. If it wasn't for BDK, I wouldn't have read a poem book. Yani kitap grubum sağolsun yine yeni bir kitap türü kilidim açıldı çok mutluyum.
İlk şiir kitabımı da bitirdim az önce. Şiirler başkaymış, kurguya benzemiyor. Sana bir sürü şey anlatıyor ama az kelimeyle. Bir de bunu Işıl Madak la söyleşi yaptıktan sonra okuma şerefine nail oldum. Şaşırdığım bir bilgi de Didem Hanım'ın bir zamanlar tesettüre girmesi oldu. Elimdeki bu kitabı yazdığı dönemlermiş sevgili kardeşinin anlattığına göre. Bu gözle kitabı okumak şairi daha iyi anlamamı sağladı.
Şiirler gerçekten başka bir dünya. İçine işliyor, çok farklı duygular uyandırıyor, bilmediğin kapılar açıyor göğsünde. Ama bir yandan da şiirle aramın çok da olmadığını fark ettim. Şimdiye kadar hiç şiir kitabı okumamıştım; kendi kendime durduk yerde "hadi şiir okuyayım" demek bana hâlâ biraz garip geliyor.
Romanlar, kurgular ve kurgu dışı eserler bana daha tanıdık. Kurgu da olsa başka birinin hikâyesini okuyup bakış açına yeni bir pencere açıyorsun; kurgu dışı eserler ise zaten sana bir şeyler öğretmek için var. Şiir ise bana biraz farklı hissettirdi. Sanki doğrudan şairin kalbine açılan bir kapı gibi. Yaptığı işleri takip ettiğim, aralara sızdırdığı küçük ayrıntılardan hayatlarını tanıdığımı hissettiğim insanlar oluyor bazen. Şiir kitabı okumak da bana tam olarak bunu hissettirdi.
Belki sürekli şiir okumam ama iyi ki okumuşum. Kesinlikle hoşuma gitti.