Puan vermedi·248 syf.····Okunma: 18 Mayıs 2025 15:50 Hikayenin kahramanı Siyah İnci, toynağının birinde beyaz leke, alnında şirin beyaz bir yıldız olan iyi yetiştirilmiş iyi huylu bir attır. 4 yaşında By Gordon’un çiftliğine getirilir. Arkadaşlarından Şenbacak, gür yeleli, kalın kuyruklu, küçük, şişman gri bir Midilli olan küçük hanımların bindiği attır. Konuşması sırasında Siyah İnci’ye; iyi huylu, ısıran bir at olmamasını temenni ederken ilerden uzun boylu, kestane donlu, uzun güzel boyunlu bir kısrak Zencefil uzanır ve onu yerinden ettiğini söyler. Zencefil, kötü bir ısırma ve dişleme huyu olan attır.
Hikayede atların birbiriyle konuşmaları, sürekli olarak at tacirleri tarafından satın alınmaları bunun sonucu olarak gerek hırsızlarla karşılaşıp yemlerinden çalınıp güçten düşmeleri gerek ayyaşların dikkatsizliği yüzünden nalını düşüren atın tırnağına taş girip kaza yapması gerek modaya uysun diye başları dik durması için sabit mengene kayışı takılıp zorlanmaları gerekse ağır yükler taşıması sebebiyle düşmeleri yer alıyor. Zaman zaman iyi insanlara denk geldikleri görülüyor. Ferahlatıcı yiyecekler yedikleri, aydınlık ahırlarda kaldıkları da oluyor…
Ben bu hikayede en çok İnci yerine yan karakter olan Zencefil’i sevdim ve onunla daha çok bağ kurdum.. Çünkü o hakkını arayan bir at.. Kötü davranıldığında ısırma ve dişleme huyu var..Sahibini cezalandırıyor.
İnci gibi uysal değil..
By Gordon’un karısı hastalanınca atları satarlar çiftlikte yalnız Şenbacak kalır. Bir süre birlikte olan Zencefil ve İnci de bir gün ayrılmak zorunda kalırlar.. Aradan epey zaman geçince bandonun konser verdiği parkta cansız gözlerinde umutsuz bakışlı, yaşlı, yıpranmış,ciğerleri kötüleşmiş Zencefil’le karşılaşır İnci. Verdikleri parayı çıkarmak istedikleri için sahipleri sürekli çalıştırmıştır.Bir süre sonra içine göçmüş gözler ve cansız dilinden kan damlayan at geçer yanlarından..Zencefil ölmüştür.
İnci ise denenmek için son evi olan yere varmıştır.
“Güzel olan güzel eyleyendir. dedi sahibim.Onu denemek üzere alıyorsun o kadar; eminim ona hakkını vereceksin genç adam.(syf. 222)
Hikaye, “Tanrının hiçbir varlığına eziyet etme hakkımız yok. Hayvanlara dilsiz diyoruz, doğru dilsizler, neler hissettiklerini söyleyemiyorlar; fakat konuşmamaları daha az acı çektikleri anlamına gelmiyor.”(syf. 209) pasajıyla özetlenebilir.
Fabl özelliği taşıyor, hayvanların dili olsa nasıl hissettikleri ve nasıl konuşabileceklerini tahmin edip empati kurmamızı sağlıyor. Okuduktan sonra hayvanlara daha duyarlı olma bilincine erişmemizi kolaylaştırmış.Diline gelince akıcı denemez:)) ancak sıkıcı da değil..
Gayet yalın, sade, öz bir dili var.
Net bir anlatım kullanmış yazar..Bu özelliği de okunası kıldı. Çok severek okudum. Okunmasını tavsiye ediyorum..