Ugruna fırtınalar ektiğin tepeye çıktığında
Göğün mihrabı yer yüzüne vurdugunda
Bir mumuma üfler gibi fısıldadığında
Seni duyacagım Rûhefza
İncir yaprakları semanı bir gül gibi doldurdugu da
Yüzün yer kabuguna bir gün gibi sustugunda
Alnı açık bir gelincik gibi susadığında
Fısılda seni duyacagım Rûhefza
Hangi maviliğin göğsü açıktır
Kaç yüzyıl yeter seni unutmaya
Göklerden bir nida duydugunda
Fısılda seni duyacagım Rûhefza
Akşamların gıcırtıları kapı eşigini yardığında
Bir peygamber devesi çölü aştığında
Gözlerinin feri beni bir muamma gibi aradığında
Fısılda seni duyacağım Rûhefza
Ben herkesin yetim çocuguyum
Gündüzler aglatmasın seni arkamda
Bulutların göğü yardığı anda
Fısılda seni duyacagım Rûhefza
Yorgun gün ışıkları odanı aytınlattığında
Tahtların zemini sarsıldığında
Üzerine bir çığ gibi bela yadığında
Fısılda seni duyacagım Rûhefza
Ankanın gözleri sustugunda
Huma nehri kuruduğunda
Beyazdan duvaklar kan oldugunda
Fısılda seni duyacagım Rûhefza.
Can Seyfettin AL