Gönderi

8/10
·80 syf.··
2018 6. kitabı
(Kendi düşüncelerim yazının en son paragrafında) Bir kadın düşünün. Ne yaptığının çok sonradan farkına varan bir kadın. Saygıdeğer bir delikanlıyla 2 kız çocuğu annesi bir kadın beraber kaçınca, aynı apartmanda kalan komşuların düşünce zıtlığı çekmesiyle başlıyor kitap. Bazıları kadının bu dercee sorumsuzca davranmasını haksız bulurken, bir kısmı da kadının anlık duygularıyla hareket etmesinin doğal olabileceğini söylüyor. Bunun doğal bir olay olduğunu savunanlardan birisi, ana karakterimizin dikkatini çekiyor ve onla zamanla yakınlaşmaya ve konuşmaya başlıyor. Bir süre sonra ise onla özel olarak konuşmak istediğini söylüyor ve kitapta zaten bu şekilde, ikisinin konuşmasıyla başlıyor. Daha da doğrusu sadece ana karakterimizin konuşmasıyla başlıyor çünkü karşısındaki genelde tepki veremiyor. Ana karakterimiz, eşi öldükten sonra soluğu onun sayesinde alıştığı alışkanlıklarını kendini hatırlatmakta buluyor ve bir kumarhaneye gidiyor. Kumarda her şeyini kaybeden ve buradan çıktıktan sonra intihar edeceğinden neredeyse adı kadar emin olduğu biriyle karşılaşıyor. Gönlü dışarıda tek başına kalmasına el vermiyor ve onu kalması için bir otele götürüyor. Gece boyunca gencin hayata dönebilmesi ve intihar düşüncesinden vazgeçmesi için uğraşıyor. Ana karakterimiz bir şekilde bu rezil olmuş gencin toplanmasına yardımcı oluyor ve yurduna dönmesi için bir miktar para veriyor. Genç ise söz verdiği halde o parayla yine kumara gidiyor, yine perişan oluyor ve yine eskiye dönüyor. Ki bunlar, tam kadının bir genci hayata döndürdüm mutluluğu yaşarken gerçekleşiyor. Şimdi gelelim kendi düşüncelerime. Ben her ne kadar kitabı kısaca özet geçmek istesem de, yazar yine 80 sayfaya sığmayacak şeyler yazmış. O yüzden bu düşüncelerimi, sadece geçtiğim özet ile değerlendirmemenizi rica ederim. Herkes bir başkası için çaba veriyor, hem de kendinden ödün vererek. Peki bu ne kadar doğru? Gerçekten "kendimizden ödün vermemize değmeyecek kişilere" onların bile istemeyeceği kadar kendimizi feda etmek, kişiliğimize ya da benliğimize haksızlık olmaz mı? Bu kitapta yine fazlasıyla anlaşılıyor ki karşımızdakine yapabileceğimiz iyilik, onun almak istediği kadarla sınırlı. İnsanların hayatlarına, onların bizi dahil ettikleri kadar dahil olabiliyoruz. Peki gerçekten başka bir hayata girecek kadar süremiz var mı? Yoksa hayatımıza yeni bir insan almayı kendimizle uğraşmaktan daha mı önemli buluyoruz? Kitabı okurken bu ve buna benzer daha bir çok soru takıldı aklıma. Bir çoğuna cevap bulamadım, orası ayrı bir konu. Kısacası, tek solukta okunabilecek bir kitap, bu tarz sorularda kaybolmak istiyorsanız kitaba bir şans vermenizi öneririm.
Edebiyat
Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört SaatStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024150,9bin okunma
·
18 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.