Gönderi

Bir dönemin ahlaki biyografisi..
8/10
·334 syf.··
2025 3. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 18 Mayıs 2025 22:52
Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun Hüküm Gecesi (1927) romanı, 1908 ile 1913 yılları arasındaki olayların anlatımına dayanıyor. Üstelik Roman, o dönemlerdeki tarihsel gerçeklere yer verdiği için gerçeklik ve tanıklık bağlamında Yakup Kadri’nin siyasi otobiyografisi olarak değerlendiriliyormuş. Bu açıdan bakıldığında Hüküm Gecesi, o yılların siyasi olaylarını anlatırken birçok tarihsel gerçeği de işaret eder: Gazetecilik, sansür, muhalefet, ölüm tehditleri, sürgünler, jurnalcilik gibi.. Ana karakter Ahmet Kerim ne olursa olsun, neden olduğunu bilsin veya bilmesin, sadece ve sadece muhalif tarafta bulunan bir günlük gazete yazarıdır. Olaylar onun bakış açısıyla anlaşıldığından ötürü kendisine Yakup Kadri'nin kurgudaki ismi diyebiliriz. İttihat ve Terakki cemiyeti'nin siyasi arenadaki ahlak dışı fillerinden bahsederken o günkü insanların bir önceki Abdülhamid dönemine de "istibdat" ifadesi kullandıkları görülür. Talha Uğurluel'in de dediği gibi "Abdülhamid Han döneminde yaşasaydık belki onu anlayamazdık”... Örneğin kitaptan bir kesit: "Sakın beni istibdat taraftarlığıyla suçlamayınız. Ben Abdülhamit kinini yüreğimin üstünde bir alevden bayrak gibi taşımaktayım. O, Tanzimat Türkiye'sinin en sorumlu padişahlarından biridir. Otuz üç yıllık saltanatında bu milletin iyiliğine harcanacak otuz üç gün de mi bulamadı? Ben ona filânı neden boğdurdun; filânı neden sürdün diye çatmıyorum. Bütün o cinayetleri bağlı olduğu ailenin kötü ananelerine veriyorum. Ben ondan yalnız bir şey soruyorum, tek bir şey... Ben ona, 'Bizi ilmin ışığından niye yoksun ettin?' diyorum. Abdülhamit, hiçbir müstebidin aklına gelmeyen bir alçaklıkla, yalnız kendi zamanına değil, yarına da hükmetmeye kalkmıştır. On Dördüncü Louis gibi, 'Benden sonra tufan! dememiştir, 'Benden sonra bu millet yine düşünmesin, bilmesin, görmesin. Cahil, sersem, kör ve budala kalsın!' demiştir. Onun için memleketin bütün kapılarını her türlü aydınlığa karşı sımsıkı kapatmıştır. Düşününüz, biraz önce sahnede gördüğümüz o maskaralar Abdülhamit gecesinin karanlığından fırlamış yarasalar değil midir?" (Sayfa 180/ 2011 basım) O dönem insanın tarihi fikirleri açısından paha biçilmez bir eser olduğunu düşünüyorum. Osmanlı'da ki ahlâki ve içtimai çöküşün, cephede asker can verirken arka plandaki politik soğuk savaşın muhteşem sahnesidir Hüküm Gecesi. Türk aydınının, edebi yolda manevi değerleri bir kenara atıp Shakespeare, Dante, Edmund vesaire gibi yabancı düşünürlerden medet ummasının açık bir tezahürüdür. Samiye, Türk'ün kendine has manevi değerlerinden uzaklaşıp Avrupa'nın sanatıyla birlikte çirkin ahlaksızlığını da almış, saf Türk kızı olmaktan çıkmış bir özenti gençliktir. Sırrı bey, dönemin ne yaptığı anlaşılamayan iki yüzlü, yalakacı, mide bulandırıcı, insan kandırmayı marifet bilen, yılışık politikacısıdır. Kitabı bana öğrettiği fevkalade bakış açılarından ötürü gerçekten çok beğendim. Tarihi gerçeklerden çok sık bahsedildiği için, roman başlı başına tarihi gerçeklikler üzerine kurgulandığı için; duygusal iniş çıkışlar, heyecanlar bulunmamakta; Samiye'den sonra duygu neredeyse sıfıra inmekte. Tarih okumayı seven ben, şahsen okumakta zorluk çekmedim. Ancak akıcı olmayan tarihi roman okuyamayanlara tavsiye etmem. Vesselam..
İnceleme
Hüküm GecesiYakup Kadri Karaosmanoğlu · İletişim Yayınları · 20221,062 okunma
·
75 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.