Spoiler içerir
Puan vermedi·400 syf.··
Beğendi
·
2025 3. kitabı
·
23 günde okudu
·
Okunma: 19 Mayıs 2025 22:54
Eski Türk filmlerini izlemeyi sevmemden mütevellit bu kitabı da birçok eski filmin karması gibi buldum. Okudukça gözümün önüne sahneler geldi. Hele o son bölüm... Aklıma fena halde Türkan Şoray’la Kadir İnanır’ın bir filmi düştü! Kitap akıcıydı, su gibi gidiyordu. Ve bunu rahatlıkla söyleyebilirim ki neredeyse hiç kimse masum değildi. Kitap Mazhar’ın ev hayatıyla başlıyor. Karısından memnun olmayan ama zamanında o kadının günahına girip evlenmiş bir adam... Karısından bıkmış ve annesinin sözüyle resmen oturup kalmış biri. Bilmiyorum belki de Mazhar çok şey istemedi Karısından ama, elleriyle karısını şekillendirmek, istediği gibi birine çevirmek te istemedi sanki. Bide fazla asabiydi nazana karşı. Nazan.. Kitaptaki en çok dert çeken kişi ödülünün sahibi. Kaynanasının iftirasına mı uğramadı. Çocuğundan mı ayrılmadı, başına neler neler geldi. Bir yüzük uğruna nelere nelere maruz kaldı. Kitabın adı "yüzüğün laneti" mi olmalı diye düşünmedim değil bir ara.. Neyse ilerleyen bölümlerde Nazan’ın “Artık kocamın istediği gibi birisi olacağım,” demesi binaen “Yavrum, sen zaten kocanın ne istediğini en baştan beri biliyormuşsun." dedim. Ama ne yazıkki hiç akıllanmadı. Yada yapısına tersti... Bilemiyorum. Zavallı Nazan... İşlediği bir suç yüzünden Mazhar “Ayy Haldun’un annesi kötü kadın oldu, şimdi nasıl söylerim?” triplerine girdi. Yahu Mazhar, sen çocuğa bir bar kadınını “cici anne” yaptın, o zaman aklın neredeydi?diye bağırmak istedim kitaba doğru.. Mazharcığım, ideallerin vardı belki ama ailene olan bağlılığın sıfırdı be aslanım. İşine gelmeyeni hemen kapının önüne koymayı iyi bilirdin.üstelik ilerde tiplere girecektin benim yüzümden oldu diye ama zamanında pişmanlığın p'sini bile hissetmedin, duymadın. Yazık olmadı mı koskaca bir aileye... Onu geçtim anneni bilmene rağmen nasıl karını onun pek vicdanlı(!) ellerine bıraktın.. Naciye’ye gelecek olursak eğer... Kitaptaki kelebek etkisinin sahibiydi resmen. Şeytan bile“Hocam” diye hitap ederdi herhalde. Ama sonunda öyle bir düşüş yaşadı ki, içimin yağları eridi resmen ama bir gram akıllandı mı acaba diye soracaksanız eğer.... Hacer Hanım’a gelirsekte... Onun sonu beni hiç tatmin etmedi. Ben açık konuşayım, daha beterini istiyordum. Kadın keyfini de sürdü, kalan ömründe iki yıl çekse ne olur çekmese ne olur dedirtti. Jale’ye ise hayran kaldım. Onun kadar akıllı, kendine hâkim bir kadın kitapta yoktu. Geçmişine rağmen dimdik durdu, bir laf ettirmedi kendine.Kadın geçmişinden gelen on tır dolusu yükle geldi ama bir gram sarsılmadı. Kendine tek laf söyletmedi, “kırılgan değilim, cam değilim, kristalim” dedi. Saygı duydum. Gelelim Haldun’a... Ah güzel çocuğum... İyi ki biraz olsun onlardan kurtuldun. Belki yaşın daha büyük olsaydı annen bu hallere düşmezdi, ama ne yapalım, mukadderat. Anne baba hasretin, sonra bir sığınacak bir liman arayışın... O kadar iyi hissettim ki seni. Ama bir ara çok kızdım sana! “Bu çocuk da babasına mı çekti acaba?” dedim. Neyse ki o kadar ileri gitmedin de biraz içim rahatladı. Gelelim genel yorumuma: Kitap akıcıydı, güzeldi, etkileyiciydi. En çok da Nazan düşündürdü beni. Çünkü ne yaparsa yapsın, onun sonu asla değişmeyecekti. En çok ona acıdım. Kitabı okuyacaklara sabır ihsan ediyorum. Çünkü sayfaları parçalamamak için zaman zaman kendimle ciddi anlamda mücadele ettim. Ama okuma zevki de bir o kadar yerindeydi. Yalnız, küçüklerin okuyabileceği bir kitap değil, bunu da buraya not düşeyim. İyi okumalar diliyorum herkese. ---
El KızıOrhan Kemal · Everest Yayınları · 202615,4bin okunma
·
563 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.