psikolojisini derinlemesine inceleyen etkileyici bir novelladır. Hikâye, bir gemi yolculuğunda karşılaşan iki satranç oyuncusu üzerinden şekillenir: biri dünya şampiyonu, diğeri ise Nazi zulmü altında aklını satrançla korumaya çalışan gizemli bir adamdır.
Zweig, bu kısa eserde satrancı sadece bir oyun değil, aynı zamanda zihinsel bir savaş, yalnızlık ve dayanma gücünün sembolü olarak kullanır.
Zihinsel işkence, yalnızlık, delilik sınırı ve insan iradesi üzerine düşündüren Satranç, küçük hacmine rağmen büyük sorular sorduran, yoğun bir edebi eserdir.