Doğu Ekspresinde Cinayet dışında neredeyse hiç polisiye roman okumamış ama 100 bölümlük Kanıt dizisini yaklaşık 300 kez izlemiş biri olarak bu satırlarda yazarı eleştirme cüretinde bulunuyorum. Siper alın!
Kitabımız, Türk asıllı (güya) başarılı bir başkomiserin, mitolojik göndermelerle süslenmiş bir cinayet serisini çözmeye çalışmasını konu alıyor. Mitolojiye bu aralar merak salmış biri olarak bu yönüyle oldukça keyif aldım. Ancak, bir polisiye olarak bana zekice kurgulanmış, “vay be!” dedirten bir tat vermedi maalesef.
Dikkat! Bundan sonrası spoiler içerir.
Polisiye deneyimim az olsa da hikâyede gözüme batan bazı mantık hataları vardı. En çok da şüphelilerin ifadelerinin yazarın tanrısal bakış açısıyla yazılmış olması rahatsız etti. Tecrübeli polisler olmalarına rağmen, henüz suçluluğu kanıtlanmamış bazı kişilere inatla odaklanmaları da cabası.
Yazar, “Bakın şimdi ters köşe yapıyorum!” diye adeta bağırarak bazı şüphelileri gözümüze soktu. Hal böyle olunca, “kesin bunlar değildir” diyerek olayla çok alakasız gibi duran kişiye yöneldim ve bingo! Katili tahmin ettim. (Bunu haneme başarı olarak yazıyor ve kendimi buradan alkışlıyorum. )
Hikâye genel hatlarıyla güzel düşünülmüş, mitolojiyle iyi harmanlanmış. Fakat baş karakterin sürekli aşağılık kompleksi yaşaması beni ciddi anlamda rahatsız etti. Sürükleyiciliğini zaman zaman yitirse de baştan sona okudum.
Okurken keyif aldım mı?
Evet.
Heyecanla her sayfayı çevirdim mi?
Pek sayılmaz.
Sonuç olarak, mitoloji ilgini çekiyorsa bir şans verilebilir. Ancak, polisiye çıtasını yukarıda tutan okurlar için hayal kırıklığı yaratma ihtimali yüksek.