İlgi çekici başladı ama olay sıradanlaştıkça ve kendini tekrara düştükçe sıkıcı hale geldi.
Pedofiliyi işlediği için Ağır bir konusu var ve yazar, ne yalan söyleyeyim, hassasiyetle işlemiş. Çocukların yüzlerinin sanal ortamda asla ama asla paylaşılmaması gerektiğini bir kez daha anlamış oldum. Dışarıda nasıl canavarların gezdiğini asla bilemezsiniz. Üstelik, böyle bir vakanın ülkenin gündemini tam olarak böyle sarsmasını isterdim. Canım ülkemde gündemin çok hızlı ve korkunç şekilde değiştiğini biliyorsunuz.
Psikolojik gerilimden ziyade, polisiye yönü ağır basan, psikoloji öğeleri barındıran bir kitap olduğunu söylemeliyim. Pek bir gerilim yoktu anlayacağınız. Yazarın kalemini sevmekle sevmemek arasında kaldım. Kendisi zaten bir gazeteciymiş ve Dul – Kate Waters serisinin ilk kitabı. Yazarın anlatımından ziyade gözlemlerini çok beğendim ve kendisinin profesyonel bir gözlemci olduğunu en başta söylüyor. Diğer kitaplarını okur muyum? Açıkçası kafam karışık. İlerleyen günlerde hep beraber göreceğiz.
Kısaca konusundan bahsedip gününüzün güzel geçmesini diliyorum efendim:
Evinin bahçesinde, annesinin bir dakikalık boşluğu üzerine kaybolan Bella Elliot’u, o günden sonra bir daha gören olmamıştı. Bir kişi hariç; o da baş şüpheli Glen Taylor ve eşi Jeanie Taylor. Yıllarca aynı yastığa baş koyduğunuz adamı hiç tanımamış olabilir misiniz? Ve onun gerçek yüzünü tanımaya hazır olabilir misiniz?
Bazı kitaplar (bence) ilk çıktığında okununca daha güzel gelebiliyor. Mesela ben çok iyi hatırlıyorum bu kitabı ilk çıktığında okumuştum ve beğenmiştim, muhtemelen şimdi okusam beğenmeyeceğim.