Roman, dev gibi bir roman olarak görünse de akıcılığıyla ön planda olan bir kitap. Bilen bilir Ahmet Ümit dili günümüz Türkçesine yakın anlatımı tarzı düz olan bir yazarımız. Bu yüzdendir ki okunduğunda sizi yormaz. Hocamlarımdan biri şöyle bir yargıda bulunmuştu; Ahmet Mithat Efendi eğer edebiyatımızda bu denli eser yazıp ilk polisiye tarzında yazında yazdığı Esrâr-ı Cinâyât kitabını yazmasaydı, günümüzde Ahmet Ümit polisiye tarzında yazamazdı diye. Haklı buldum çünkü geçmiş yazarlar gelecek yazarların zemini oluşturur. Kitap okudukça yeni tarzlar okumayı âdet edindim. Bu yılki yeni tarzım polisiye oldu. Arada böyle yazılar okumak lazım :)
Kitabın içeriği ise kısaca şöyledir; Ümit’in polisiye eserlerinden farklı olarak postmodern unsurlar içermektedir. Romanına farklı bir tat veren bu unsurlar Müştak Bey kahramanı ile oluşturulur. Müştak Bey, psikolojik rahatsızlıkları olan bir karakterdir. Kendisini olmayan şeylerin içinde boğar. Sevgilisi Nüzhet’i mektup açacağı ile öldürmüştür. Öldürdüğünü hatırlamamaktadır. Müştak Bey yıllar önce aşkta çok haksızlığa uğramış ve saplantılı bir aşık haline gelmiştir. İd, ego ve süper ego izlerini bu romanda izleyebiliriz. Müştak Bey, incinen gururu ve daha birçok sebep için bir cinayet işlemiştir. Başkomiser Nevzat yine bu romanda olayları çözümüne kavuşturmaktadır.
Keyifli okumalar dilerim :)
Kitaplarlar kalın..
Ahmet Ümit de sevdiğim en güzel unsur; tarihle kendi kurgusunu beraber işleyerek muazzam bir eser çıkartıyor ortaya. Siz de katilin peşinden koşarken tarihi bilgiler ile donanmış oluyorsunuz.
Evet haklısınız. Özellikle bu kitapta tarihi bilgiler çok güzeldi. Beni düşündürmeye ve araştırmaya sevk etti. :)
Bu kitapta 2. Mehmet ve 2. Muratla ilgili olarak bilgiler yer alıyordu!