Puan vermedi·128 syf.··Beğendi
· Genel Kamu sınavından 15 aldıktan sonra okumak nasip oldu :) Neyse başlayalım.
Platon gibi devletin kökenini biyolojik temellere dayamıştır İbn-i Haldun. Devlet doğar, yaşar ve ölür diye başlamış ve teorilerini buna göre anlatmıştır. Devleti bir insan gibi görmüştür. Devleti kuranlar ilk başta fakir olur. Kazandıkları ganimetleri hükümdar kendisine en az payı bırakıp geri kalanını çevresindekilere bırakmıştır. Devletin orta yaşlarında ise hükümdar gittikçe devletin yönetiminde pay sahibi olabilecek kişileri çevresinden uzaklaştırmış. Yabancı kökenli kişileri kendi etrafında toplamıştır. İhtiyarlık ve ölümüne yakın zamanda ise yeni gelen nesiller eski zamanlardaki zorlukları unutmuş zevk ve sefaya dalmıştır. Devletin 2.dönemindeki yönetimden uzaklaştırılanlar bu dönemde halkta kendilerine karşılık buldurup isyan eder devlet bölünür. Veya devletin düşmanları bu zayıflıkları görüp devlete saldırarak son verir. Bunları ise şu ayete bağlar. ‘’Her ümmetin bir eceli vardır. Ecelleri gelince ne bir an geri kalırlar ne de bir an ileri gidebilirler.‘’ A’raf, 34