Evlendikten sonra, Yedigey, göldeki işlerini bir an önce bitirip, evine, karısının yanına dönmeye çalışmıştı. Dönüş saatini iple çekiyordu. Çünkü deli gibi seviyordu karısını. Onun, kendini dört gözle beklediğini de biliyordu üstelik. Ukubala her şeyiydi onun. Ondan başka kimseyi düşünmez olmuştu. Gölde balık avladığı sürece, aklı fikri, eve ne zaman döneceği, karısıyla nasıl karşılaşacağıyla doluydu.
Yalnız onu düşünmek için, gölün dalgalarında, güneşin altında topladığı enerjiyi, evde bekleyen karısına vermek için yaşadığına inanıyordu her zaman. Kendini bütünüyle karısına adamak, karşılıklı mutluluklarının özünü oluşturuyordu. Bunun dışındaki olaylarsa, bu mutluluğu tamamlıyor, zenginleştirip, süslüyordu. Ukubala, kendinde bir takım değişiklikler olduğunu, gebe kalıp yakında bir çocuk dünyaya getireceğini anlayınca gölden dönüş saatini sabırsızlıkla beklemeye bir de çocuk beklentisi eklendi. Yaşamlarının en parıltılı dönemiydi bu.
Gün Olur Asra BedelCengiz Aytmatov