Puan vermedi·401 syf.····Okunma: 21 Mayıs 2025 21:51 Şule Gürbüz'ün okuduğum ilk kitabı olan Kıyamet Emeklisi bana yeni deneyimlediğim bir hisle etki etti. Aziz'in karakter yolculuğunda kat ettiği mesafeyi adım adım okurlarına sunan Şule Gürbüz'ü anlatıcı rolünde, kendimizi okurdan ziyade dinleyici olarak bulduk.Tertemiz Türkçesi, duru anlatımı ve sorgulayıcı bakış açısı okurlara yazı şöleni yaşatır. Sapkın bir meşreb olan Melami tarikatı babası Hilmi Bey'in Aziz'e, elindeki hamura şekil verir gibi karakter biçmesi ve bu eğitimin Aziz'in iç dünyasına yansıması mükemmel şekilde işlenmiş olup okuru derin düşüncelerle başbaşa bırakmıştır. İnsanı tanımlayan, karanlık tarafını gün yüzüne seren vurucu cümlelerle etrafımızdaki insanlara bir daha bakmamıza olanak sağlamıştır.
İlim, doğası gereği sabit kalamaz, hareket halindedir. Alimler, filozoflar, arifler sahip oldukları bilgiyi maharetli bir talebeye aktararak yaşatmayı ve o bilgi içinde yaşamayı amaçlar. Hilmi Baba, yılların tecrübesi ile öğrendiği insan okuma ilmini Aziz'i yetiştirmekle uygulamaya döker. Aziz'in duygusal, gururlu ve becerikli yapısı öğrenmesini kolaylaştırır. Sayfalar dolaştıkça Aziz'in öğrenme sürecine Nazif Hoca, Kemaleddin Efendi ve Albay katılır. Ayrıca susma orucu tutan babası ve ona tabi olan annesine öfkeli olsa da onların bu hâline karşı Aziz insanları hiç konuşmadan, ifadelerine dikkat ederek hâl dilini çözme becerisi edinir. Gelişim çağında ailesini terketmesi Aziz'de bağlılık duygusunu köreltir ve benlikler arası çatışmaya yol açar, nereye gideceğine, nerede kalacağına karar vermekte zorluk çeker. İnsanların onu çektiği yöne kendini bırakır. Benliklerinin en güçlüsü "Kemal" ile sürekli diyalog halinde yaşadıklarını anlamlandırmaya çalışır. İç dünyasına kendini öyle kaptırmıştır ki dışarıda olup bitenler ona eğlence gibi gelir. Dilediği şekilde, bazen itaatkar bazen isyankar davranmayı bir çeşit özgürlük addeder. Ayçukuru'nda verdiği yaşam mücadelesi, yaşadığı buhranlar iç görüsünü geliştirir.Baba'nın üç yılda ona verdiğini o ömrü boyunca zihin kıvrımlarında saklar, bedenen Baba ile kalmayı seçmese de iç sesi hep Baba'yı konuşturur.Aziz, konuşmayan anne babasına duyduğu hasreti Ayçukuru'nda ve Melami Tekkesinde teyzelerle, Baba Hilmi ve Kemaleddin ile giderme yolunu arar. Aziz'in merhamet arayışı, bir elin onun da başını okşamasına, bir çift kelamın kulağına değmesine duyduğu ihtiyaç anne baba rolünün ruh dünyasındaki vazgeçilmezliğini bir kez daha gözler önüne serer.
Kitabı okuyacak olanlar eminim Şule Gürbüz'ü tanıdıkları için kendilerini şanslı sayacaklardır. İleride edebiyat camiasında kalıcı bir yeri olacağına inanıyorum ve şimdilerde de sıkça konuşulmayı kesinlikle hak ediyor. Yazarı YouTube kitap çekim videolarından tanıdım ve kitap alıntılarına bakarken şimdiye kadar nerede olduğumu sorgulattı bana. İyi ki okumuşum,bir okumayla anlaşılmayacağı için ileride tekrar okumayı düşünüyorum, iyi okur olduğunu düşünen herkese tavsiye ederim :)