O, Dünyanın en ünlü adamı.
Sorun şu ki, Dünya'da değil...
Bu sözle başlayan bir kitap, vadettiğinden daha fazla bir anlatı sundu.
İnsanoğlunun yüzbinlerce yıldır süregelen evrimi neticesinde, doğayı çoğunlukla görerek algılarız. Bu nedenle görmek, en baskın duyumuzdur.
Heleki bu Marsta geçen bir hikaye ise görerek deneyimlemek tabiki daha anlaşılır ve daha tatminkar bir his uyandırır.
Andy Weir'in Marslı bundan 3-4 sene önce filmini izlemiştim.
Kitaba başlamadan önce ana hatları ile bildiğim bu hikayeyinin beni bu kadar gerilim ve heyecan ikililiğine sürükleyeceğini tahmin etmezdim.
Ne kadar kurgu olduğunu bilsenizde, yazarın müthiş detaycılığı ve mizahını birleştirdiği cümleler arasında, Mark Wathey ile birlikte hayatta kalıp onun rehberliğinde Marstan kurtulmayı amaçlıyorsunuz.
Kitabı okumak, daha önce görerek deneyimlediğim hikayedeki çatlaklar arasına yapılan bir dolgu gibi kırılmaz bir yapı sağlayarak bu hikaye özelinde tatmin edici bir his uyandırdı.
Hem okumanız hem de izlemenizi tavsiye edeceğim bir hikaye.
Keyifli deneyimler...