Alexandre Seurat / Sakar
Nefesinizi kesip yüreğinize taş oturmuş gibi hissettirecek ve boğazınızın düğümlenmesine engel olamayacağınız yaşanmış bir hikaye #Sakar
2009 yılında Fransa’da yaşanan bir olayı konu alan kitap, 2019 yılında da aynı isimle filme uyarlanmış. Ayrıca yazarına da ödül kazandırmış bir kitap. Bu tarz hikayelere hiç yabancı değiliz. Hayatta da kurgularda da fazlasıyla karşılaşıyoruz ama Diana’nın her şeye rağmen attığı o kahkaları beni derinden etkiledi.
Gerçek adı Marina Sabatier olan bu küçük kız hakkında bulabildiklerimi okudum ve hala “Neden” sorusuna kabul edilebilecek bir cevap bulamadım. Dört kardeşten biriydi ama sadece o işkenceye maruz kaldı. Tıbbi olarak tek sorunu “bulimia” olan bu küçüğü diğer kardeşlerinden ayıran neydi?
Diana’nın durumunu daha küçükken ilk fark eden teyzesi oldu. Annanesi gerekli yerlere haber verdi ama anne ile babası o kadar profesyonel yalancılardı ki gerçekler hikayelerle yer değiştirdi. Bu durum okula başlayınca önce öğretmeni, arkasından okul müdürü olarak devam etti. Her fark edilişte aile taşındı. Hep bir mazeret ve hikaye vardı. Herkes bir şeylerin farkındaydı ama kanıtlar yetersiz geldi ve her seferinde dosyalar kapatıldı. Kimisi elimden geleni yaptım deyip hayatına devam ederken, kimisi içinse hayatına devam etmesini engelleyen kabusları oldu Diana. Acaba insanları daha iyi tahlil edecek birileri mi bu tarz davalara baksa ya da yasada değişiklik mi yapılsa diye düşünmeden edemiyorsunuz. Şüphe var hatta bazı şeylerden emin olunuyor ama yeterli gelmeyip aileye teslim ediliyor. NEDEN?
Yazarın yaşanılanları aktarma şekli ve kalemi harikaydı. Olaylara dahil olan bir çok kişi tarafından anlatılmış. Sanki tanık ifadesi okuyormuş gibi hissediyorsunuz. Keşke bunları yaşatan, anne ve baba denmeyi hak etmeyen şahışlardan da birşeyler okuyabilseydik. Belki kafamda susturamadığım sorularıma cevap olurlardı. Okuduklarım acı verse de unutulmaz eserlerden biri oldu benim için. Siz de kaçırmayın derim.