Doğurmak kolay, büyütmek Zor!
10/10
·463 syf.··
2025 37. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 24 Mayıs 2025 11:17
Romanın ana temalarindan biri buydu. Ama asıl temaları Yoksulluk, aile, eğitim ve bunlarla mixlenmiş hayata karşı mücadele... Frank Mccourt'un kendi hayatını anlattığı otobiyografik bir kitaptır. Amerika'da yaşayan bir ailenin zorluklar çekmesi ve bunun için İrlanda'ya gitmesiyle başlıyor ancak gittikleri yerde daha çok zorlukla karşılaşıyorlar ve aile, bu ailenin babasının kuzeyli olmasından dolayı her seferinde dışlanıyor. Aile babası ama baba olmayı zerre beceremeyen bir baba. Yoksulluk içinde sürekli durmadan çocuk yapıp, çocuklar açlıktan sefaletten ölürken peşinden yine bir tane daha yapıp o daha beşiğe yeni girmişken yeniden eşinin hamile kalması... Sinir tepeme çıktı. Çocukları birer birer açlıktan sefaletten ölüyor, durmadan hâlâ çocuk yapmaya devam ediyorlar, sokağa çıkınca giyecek ayakkabısı yok, günlerce açlık içinde çocuklar ama adam çocuk yapıp üzerine eline geçen 2- 3 kuruşla hemen barlara gidip içiyor. Kadın da böyle bir kocaya rağmen hâlâ çocuk doğuruyor. Kadın doğum yapıyor, çocukların yiyecek ekmeği yok, kadının annesi bebek için süt parası gönderiyor, adam onu da alıp bara gidip içiyor, böyle berbat lanet bir baba ama çocuklarını da seviyor aslında. Öyle karışık biri. Ama yemin ederim okurken duvarları yumruklayasim vardı. Yoksulluğun içinden bile bir sürü umuda sarılan Frank(yazar), isteklerinin peşinden gider. Kitapta ayrıca dinin( Katolik ve Protestanlık) kendi içindeki mücadelesin insanlar üzerinde verdiği tepkiyi, sosyal baskıları, savaşları da(2. Dünya Savaşı, Hitler zamanı)anlatılıyor . Her karanlığın içinde bir gün aydınlatılacak bir ışık saklıdır. Sevgiyle, direnişle ve insan ruhunun gücüyle mücadele etmeyi bilmek gerekir. Kimimiz erken pes ederiz, kimimiz ise bataklığın içinde bile nefes almaya çalışırız. Frank McCourt da o bataklığın içinden yeşeren bir yaşamın yazarıdır. Romanda bir yer dikkatimi çekti. Tepegöz karakterinden bahsediliyor ve bu Tepegöz karakteri, Yunan hikayelerinin en tanınan karakterleri gibi gösteriliyor. Ancak Tepegöz Dede Korkut Hikayelerinde geçen ve Türklere ait bir karakter olduğundan, hikayenin bu kısmından sonra yazarla aram bozuldu biraz:). Kültürler arası etkileşimden dolayı kim kimden almış diye araştırırken bulduğum sonuçlar her yerde Türklere ait bir karakter olduğu ama Yunan mitolojisinde Kiklop figürüyle benzerlik gösterdigine ulaştım. Yani yazar bu bakımdan hatalı bir bilgi vermiş oldu. Okuyacak çoğu kişinin kafasının bu anlamda karışmaması için bunu da yazmak istedim. Özetle; Dede Korkut Hikayelerinde geçen Tepegöz karakteri bu kitapta Yunanların ünlü bir karakteri olarak anlatılıyor ama aslında Yunan mitolojisinde buna benzer bir karakter olmasına rağmen bu Türk hikâyelerinde olan bir karakterdir. Bütün bunların dışında çok rahat okunabilen, isteyen birinin abartmıyorum çok ciddiyim bir gün içinde çok rahat bitirebileceğiniz bir kitap. Anlatımı çok çok akiciydi. Bu kadar sürede bitirmemem finallerimin olması ve başka kitap okumamdan kaynaklı. Başka zaman olsa en fazla 2 günde bitireceğim bir kitap. Kitabı tavsiye eder misin diye soracak birine çok rahat tavsiye edeceğim bir kitap. Ve ayrıca okunma sayısı daha fazla olması gereken bir kitap. Angela'nın Külleri'ni okudum ve beğendim , bakalım 2.si olan Angela'nın Külleri II - Umuda Doğru'ini ne zaman okurum ve aynı şekilde begenicek miyim... KEYİFLİ OKUMALAR
1000Kitap
Angela'nın KülleriFrank Mccourt · Epsilon Yayınları · 20084,607 okunma
·
90 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.