İkircikli Ütopyaya hoşgeldiniz. (Spoiler İçerir)
Puan vermedi·344 syf.··
2025 9. kitabı
·
29 günde okudu
·
Okunma: 26 Mayıs 2025 10:29
İster ütopya deyin ister distopya deyin isterseniz bilim kurgu edebiyatının kült eserlerinden biri deyin ama ben de Le Guin gibi ikircikli ütopyaya hoşgeldiniz diyorum. "Bir duvar vardı önemli görünmüyordu kesilmemiş taşlardan örülmüş kabaca sıvanmıştı... ama fikir gerçekti. Önemliydi. Yedi kuşak boyunca Dünyada daha önemli bir şey olmamıştı...Bütün duvarlar gibi iki anlamlı iki yüzlüydü diye devam eden kitabın temel metaforlarından biri olan ve oldukça derin anlamlar yaşıyan bu duvar ile başlıyor hikaye. Urras, Anarres'in; Anarres'te Urras'ın uydusu olan iki farklı gezegen nasıl bir duvardan bahsedilebilir ki. Bu duvar Anarres'teki uzay limanını çevreleyen gerçek bir duvar aslında bu liman Uras'tan gelen mal ve kişilerle temas kurulan tek yer ancak bu duvar bir de ideolojik bir bariyeri temsil etmektedir. Anarresliler için bu duvar kendilerini Urras'ın yozlaşmış sisteminden koruyan bir güvenlik hattı. Ancak bu güvenlik hattı onların tüm evrene de kapatmış farklı fikirleri ve gelişmeleri engelleyen bir hapishane haline gelmiştir. Onları aynı zamanda değişimden, iletişimden ve ilerlemeden izole etmiştir "Kendimizi korumaya çalışırken farkında olmadan kendi hapishanemizi inşa ediyoruz" diyerek yazar bunu açıkça belirtmektedir. 170 yıl önce Anarresliler, Urras'tan Anarres'e göç etmişlerdir bu göç anarşist bir devrim hareketidir. Odo adlı bir kadının fikirleri etrafında örgütlenen insanlar baskıya uğramaya başlamışlar ve daha sonra Uras'ın uydusu olan kaynak açısından fakir iklimi zor yaşam koşullarının kötü olduğu bir gezegen olan Anarres'e göç etmişler burada amaç hiyerarşi, mülkiyet ve devlet baskısı olmadan yeni bir toplum kurmaktır. Urras kapitalist bir sistemle yönetilirken Anarres'te devlet ve hükümet yoktur. Para, özel mülkiyet yoktur her şey ortaktır ve eldeki kaynaklar ihtiyaçlara göre dağıtılır insanlar hizmette malların üretiminde ihtiyaçları olan her şeyde işbirliği yaparlar ve mülksüz ifadesi de tam olarak buradan gelmektedir. Aile kavramı yoktur anne, baba ve çocuk ilişkisi bizim bildiğimiz gibi değil orada yeni doğan çocukların isimleri bilgisayardan otomatik olarak sistem üzerinden verilir. Belli bir yaşa kadar annesi isterse bakar ama belli bir yaştan sonra yurtlara vermek zorundadır çünkü o bağın kurulması istenmez. Kadın erkek ayrımcılığı yoktur herkes her işi yapmak zorundadır ve insanların duygusal anlamda da bir sözbirliği verme durumu yoktur evlilik nikah yok zaten devlet yok o yüzden devlete ait resmi olan hiçbir şey yoktur. Ne var diye sorarsanız sendikacılık var. Ana kahramanımız fizikçi biliminsanı Shevek. Shevek'in yolculuğu da girişte bahsedilen o duvarı aşma çabasıyla başlıyor. Shevek Anarres'te doğmuş dahi bir fizikçi. Zamanın Evrensel doğasını keşfeden "zaman kuramı, eş zamanlılık" adını verdiği devrim niteliğinde bir teorisi var ve o teorisini tamamlamak herkese duyurabilmek için de Urras'a gitmek istiyor. Kitapla ilgili tezatlıklardan birisi de burası zaten Anarres özgürlükçü hiyerarşisi olmayan bir gezegendi ancak zamanla bu sistemde de artık devrimci fikirlerin olduğu ve sosyal baskı mekanizmasının geliştiği ortaya çıkıyor. İletişim ve galaksiler arasındaki bağlantı kurma ihtimalinden ötürü Shevek'in geliştirdiği bu devrim niteliğindeki teori tehlikeli olarak görülüyor ve geliştirilmesi istenmiyor. Tüm bu sebeplerden dolayı da Shevek gitmeye karar veriyor. Orada teorisini tamamlayacağını ve bütün insanlıkla paylaşabileceğini düşünüyor. Resmi izinli gidemeyeceği için de bir sivil olarak bireysel bir direniş yaparak yolculuğuna başlıyor ve kendi başına gidiyor son derece radikal ve tehlikeli bir kararla hayatının tamamen yönünü değiştiriyor. Kitabın uzun bir bölümü Shevek'in Urras'daki yaşadıkları olayları ve edindiği deneyimleri anlatarak geçiyor. Shevek Urras'ın zenginliklerini, entelektüel imkanlarını görüyor aynı zamanda teknolojik gelişmeleri ile tanışırken sınıfsal farklılıkları ve insanlar arasındaki derin uçurumları ve eşitsizliklere tanık oluyor. Shevek sürekli sempozyumlarda konuşmacı oluyor üniversitelerde dersler veriyor, donanımlı laboratuvarlarda çalışmalar yapıyor. Herkes onunla tanışmak ve sohbet etmek istiyor. Ona gösterilen saygıdan ve ilgiden oldukça etkileniyor. Ama daha sonra kendisinin sadece Uras'ın zengin kesimi olan A-lo'da zaman geçirdiğini fark ediyor. Orada çok büyük bir lüks, zenginlik var ve bunun bedelini ödeyen de bir alt sınıf var. Diğer insanlar oldukça yoksul ve fakirlik içinde yaşıyorlar kadınlar özellikle 2. sınıf vatandaş gibi belli geleneksel roller biçilmiş onların dışına çok fazla çıkamıyorlar. Shevek kendisine gösterilenden çok daha başka bir yaşamın olduğunu fark edince kendi içerisindeki aydınlanma sürecini yaşamaya başlıyor. Cebine gizlice bırakılan "kardeşlerini bul yalnız değilsin" notu da bu ikinci yolculuğunun başlamasına sebep oluyor. Çünkü yalnız olmadığını başka yerlerde de onun gibi düşünenlerin olduğunu anlıyor. Kaldığı üniversite kampüsünden gizlice kaçarak karanlık yoksul bölgeye gitmek için yola çıkıyor. Gerçek halkın yaşadığı Urras'ın diğer yüzü ile tanışmaya ve yüzleşmeye gidiyor. Oradaki insanları ve yaşamlarını görünce kapitalizmin karanlık tarafı ile de tanışmış oluyor. Orada devrimci üniversite öğrencileri ile görüşüyor ve kendi anarşist geçmişi ile onlara güveniyor. Öyle bir dönem de gidiyor ki protestoların içine düşüyor. Oradaki insanların bu direniş hareketine devlet çok ağır bir şekilde karşılık veriyor ve protestoya katılan tüm insanların üzerine ateş açarak bunu bastırmaya çalışıyorlar. Shevek bir anda kanlı olayların içinde kalıyor. Shevek devletin gerçek yüzü ile yüzleşiyor Urras'ın aslında baskıcı ve insanları sömüren bir sisteme sahip olduğunu fark ediyor. Shevek Urras'tan kurtulmak ve teorisini tüm insanlığa eşit olarak paylaşmak için Hain elçiliği'ne yürüyerek gidiyor ve oraya sığınma talebinde bulunuyor. Ve böylelikle 3. yolculuğu da başlamış oluyor. Elçilik onu kabul ediyor. Elçilik de ona karşılayan onunla iletişime geçen yetkili kişi de bir kadın karakter ve bu kadın karakter Shevek'i dinliyor, ona saygı gösteriyor ve teorisinin ne kadar önemli olduğunu ve tüm Galaksi için ne kadar faydalı olacağını fark ediyor. Le Guin gücü elinde tutan baskıcı olmayan dinlemeyi bilen ve yeni yollar açan karaktere yine bir kadın ile özleştiriyor. Aynı Odocu hareketi başlatan Odo'nun da bir kadın olması gibi. Sanırım Le Guin'in feminist ruhu ve tarafını görmekte harika bir olay. İnce detayların hastasıyız :)) yolculuğa dönersek Shevek bu 3.yolculuğunda yalnız değildir ona bir temsilci de eşlik etmektedir ve böylece Anarres'in 170 yıl boyunca tamamen izole olan sistemi bu yolculukla bozulmuş olacaktır. Belki bu yolculuk ile Anarres içe kapanıklılığını aşacak dış dünya ile temasa başlayacak artık kabuk değiştirecek ve yenilenecek. Çünkü uzay gemisi Anarres'te inişe geçiyor ancak orada nasıl karşılanıyor neler oluyor hikaye nasıl devam ediyor orası bir muamma Le Guin orayı şiirsel bir şekilde bırakmış ama şundan eminim ki Shevek bu teorisi sayesinde artık sadece Annares'in bir vatandaşı değil bütün galaksiye mal oldu. Ben de Shevekle birlikte hiçbir toplumun hiçbir yönetim şeklinin kusursuz olmadığını görmüş oldum. Her sistemin bozuklukları kör noktalarının olabileceğini gördüm. Shevek bu hikaye ile hem Urras'ın hem Anarres'in duvarlarını ve sınırlarını yıktı. Bir amacı vardı özgürce bilim yapabilmek ve herkese çalışmalarını duyurmak ve bunun için bir cesaret gösterip sınırları yıkmalıydı ve yaptıda ve çalışmalarını birilerinin eline bırakıp onları istedikleri gibi kullanmalarına izin vermedi ve tüm insanlıkla paylaştı netice de ilerlemenin yolu paylaşmaktan geçiyordu... Ben kendi payıma bir sürü edinimler kazandım. Herkesin farklı farklı bir sürü anlamlar çıkarabileceği, yorumlar yapabileceği bir hikaye.... keyifle okuyun...
MülksüzlerUrsula K. Le Guin · Metis Yayınları · 202215,6bin okunma
·
175 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Tahlilinizi çok beğendim daha ıyı anladım teşekkür ederim
elif ağırman aktürk
Gönderi Sahibi
Ne mutlu bana çok teşekkür ediyorum 🥰