·416 syf.····Okunma: 25 Mayıs 2025 15:21 Ares 3 mürettebatı Mars görevi sırasında beklenmedik bir fırtına sonucu kaza yaşar. Astronotlardan Mark Watney öldü sanılır ve Ares 3 mecburen Dünya'ya dönmek için acil kalkış yapar. Aslında Mark Watney ölmemiştir ve ayıldığı zaman durumun farkına varır: Mars'ta dünyayla iletişimi olmadan tek başına kalmıştır ve Mars'a bir sonraki görev 2 yıl sonra 3.200 kilometre uzaktadır.
Şu farkındalık o an birini ya delirtir ya da kalp krizine sebep olur. Mark ise çok zeki bir profesyonel olmasının yanı sıra çok olumlu, espri anlayışı yüksek bir insan. Bu yüzden hayatta kalma iç güdüsüyle direkt işe girişerek bir mühendis ve botanist olarak eldeki malzemelerle nasıl hayatta kalabileceğini çözmeye çalışıyor.
Kitabın başları devamına göre okuması daha sıkıcı ve/veya zorlayıcı olabilir. Çünkü Mark'ın kazadan ayılması ile hikayemiz başlıyor ve telsizi olmadığı için kimseyle iletişim kuramadığından yaklaşık 70 sayfa boyunca Mark ile tek başımızayız. Üstelik o mühendislik ve botanistlik bilgisini konuştururken biz de tüm bu bilgilerin saldırısına uğruyoruz. Terimler, bilimsel açıklamalar yorucu oluyor. Bu kısımda bazı kısaltmalar arada kaynayabilir bence onları hemen post itlemek faydalı. Neyse bu kısmı başarıyla atlattıktan sonra ve Dünya, Mark'ın yaşadığını keşfedince artık farklı bakış açılarını ve diyalogları okuyoruz. Ben bu kısımlara kadar 3'den fazla veremeyeceğimi düşünmüştüm. Devamında Mark'ın Mars'taki yaşam mücadelesini hem de onu kurtarmak için diğer insanların neler yaptığını okuyoruz. İletişim okumayı kolaylaştırdı ve heyecanı da arttırmış oldu.
Kazayı dediğim gibi kitabın başında okumamıştık. Olayın nasıl yaşandığı ilerleyen bölümlerde anlatıldı. Bu sebeple başta Mark'ın ayılır ayılmaz işe girişmesi, hiçbir şekilde depresyon veya anksiyete krizine girmemesi, sonsuz pozitiflik ve hiç yıkılmaması beni biraz garipsetmişti. Çünkü ölmedin ama ölümden beter bir durumdasın. Yaşıyorsun ama kimse yaşadığını bilmiyor. Mark'ın tavırları onu tanıdıkça biraz daha anlaşılır hale geldi. Biraz. Dünya ile iletişim kurup yaşadığını duyurduğunda ise en sonunda yığıldı ve bebek gibi ağladı. İşte o an tamam dedim. Zihnimdeki rahatsız eden kısım da giderilmiş oldu.
Geriye bende kalan tek kusur son iki paragrafta tüm dünyanın ve Amerika'nın yüz milyonlarca dolar harcamasını insanların iyiliği ile gerekçelendirilmesi hahahah Gerçekte olsa, görselleri hızla yok edip Mark'ı ölüme terk ederlerdi.
Tahmin ettiğimden çok daha fazla sevdim. Sürekli aksiliklerle karşılaşılması Mark'ın ve tüm dünyanın çabası, kurtulacağını bilirken yine de heyecanla okudum.
Not: Marslı'yı 2015 yılında almıştım. Filmi yeni çıkmıştı ve mecburi bir sebeple kitabı okumadan filmi izleyince hevesim kaçmıştı. Yıllar içinde defalarca okuma listeme aldım, biraz okudum, bıraktım. Şimdi bu kitabı bitirmiş olmam tüm okunacaklar listemle ilgili bana umut veriyor.