Yakın tarihimizin en önemli olaylarından birisi, Yugoslavya'nın dağılma sürecidir. Küresel aktörlerin özgürlük masalları sonucunda, Balkanlar'daki kanlı hesaplaşmalar Sırplar, Hırvatlar ve Boşnaklar arasında uzun yıllar sürmüştür.
Alman yazar Alexandra Cavelius kitapta, savaşta esir düşen Bosnalı Leyla'nın başına gelenleri kaleme alıyor. Toplama kampında maruz kaldığı işkenceleri ve bir daha asla eskisi gibi olamayışını tüm çıplaklığı ile gözler önüne seriyor. Savaştan Hırvat bir asker tarafından kurtarılan Leyla, daha sonra ailesine kavuşur ve psikolojik destek almaya başlar. Hollanda'da savaş suçlularının yargılandığı mahkemede tanık olarakta dinlenir Leyla. Son zamanlarda okuduğum dili en akıcı kitaplardan birisi. Her satırın gerçek bir hayat hikayesi olduğunun bilincinde olmak ise, çok üzücü.
Ve Bosna...
Sırp kasabı Ratko Miladic komutasındaki askerlerin, 8372 kişiyi katlederek tarihin en büyük soykırımını yaptığı Srebrenitsa...
Tüm bu acılara rağmen adalet ve hürriyet için onurlu bir mücadele veren ve zulme karşı daima dimdik duran bir halk.
Kitabı bitirdiğimde ise Bosna'nın "Bilge Lideri" Aliya İzzetbegoviç'in şu unutulmaz sözleri kulaklarımda yankılandı:
"Ve her şey bittiğinde hatırlayacağımız şey; düşmanlarımızın sözleri değil, dostlarımızın sessizliği olacaktır..."
Alexandra CaveliusLeyla