“Sana kendi hikâyeni anlatacağım,” diyor Mardin’in taşlarına sinmiş kadim sesler.
Buket Uzuner’in Tabiat Dörtlemesi'nin son halkası Ateş, bizi bu kez Mardin’in büyülü topraklarına götürüyor. Hava, Su ve Toprak’tan sonra, bu kitapla birlikte hem geçmişle hem gelecekle yüzleştiğimiz bir yolculuk başlıyor.
Bu sadece bir roman değil; Mezopotamya'nın çok katmanlı kültürüne tutulmuş bir ayna. Tarih kokan taş avlulardan, eski yapıların dingin sessizliğine uzanan mekânlar, hikâyeyi adeta yaşayan bir masala dönüştürüyor.
Ben bu dörtlemeyi okurken, karakterler sanki evime misafir olmuş gibiydi. Şimdi hikâye bitti ve kalbimde hafif bir burukluk var. Ama bu da güzel çünkü bazı kitaplar insanda iz bırakır.
Okurken Mardin’in taş sokaklarında yürür gibi oluyorsunuz. Ve bir kadının kalbinin ritmiyle birlikte yanan bir ateş…
Eğer siz de hem doğaya hem de insan ruhuna dair bir yolculuğa çıkmak istiyorsanız, Ateş tam size göre. Çünkü bazı hikâyeler sadece anlatılmak için değil, birlikte yanmak için yazılır.
Buket Uzuner, bu eşsiz yolculuk için çok çok alkış!