Delilik Salgını #okudumbitti
Pandeminin sadece bir sağlık krizi değil, aynı zamanda zihinsel bir eşik olduğunu yüzümüze çarpan bir roman. Soysal, öyle bir kurgunun içine alıyor ki seni, gerçekle hayalin sınırı kayboluyor.
Kitap, Covid-19 sürecinde alınan sıra dışı bir kararı merkeze alıyor: 30-40 yaş arası bireylere virüsün bilinçli olarak enjekte edilmesi ve bu sürecin kontrollü biçimde atlatılması için kurulan karantina merkezleri... İlk başta bilim kurgu gibi gelen bu fikir, sayfalar ilerledikçe ürkütücü bir gerçekle temas ediyor. Merkezde kalan karakterlerin iç dünyası öyle derin işlenmiş ki, virüsten çok zihinsel dönüşümün ve çözülmenin etkisi hissediliyor.
En çarpıcı olan ise sanatla uğraşan bireylerin yaşadığı içsel çalkantılar. Sadece bedenleri değil, zihinleri de karantinaya alınmış gibi. Delilik, burada bir hastalık değil; bir başkaldırı, bir sorgulama biçimi gibi anlatılmış. Hatta bir noktadan sonra, “Acaba bu karakterler mi deliriyor, yoksa sistem mi zaten başlı başına delice?” diye sormaya başlıyorsunuz.
@soysalmvlt ‘ın dili akıcı, ama kolaycı değil. Her cümlede bir alt metin, her sahnede bir çırpınış var. Psikolojik derinliği olan, düşünsel zemini sağlam bir roman arayanlar için kesinlikle tatmin edici. Üstelik bu kitap pandemi döneminin sıradan hatıralarını değil, görünmeyen yaralarını anlatıyor.
#DelilikSalgını , alışıldık distopyaların çok ötesinde, insanı zihinsel bir virüsle baş başa bırakan bir deneyim. Kapanan kapılar, açılan delikler ve tam ortasında bocalayan insanlar... Herkesin içinde bir parça yankı bulacak, çarpıcı ve düşündürücü bir roman. Tavsiye ederim.
#kitapkolikkafasikitapyorumu
@sayfa6
#reklamdeğilöneri