·78 syf.····Okunma: 27 Mayıs 2025 21:40 Gereğinden çok fazla ya da gereği kadar bile olan tahakkümün her zaman tek sonucu: başkaldırıdır. Bu tahakküme zıt olan diğer yan ise kaçınılmaz özgürlüktür. Beşinci yüzyıldan, yirmi birinci yüzyıla kadar gelen ve değişmeyenlerden biri de
tahakküm-başkaldırı savaşıdır. Peki bu savaş ne zaman bitecek? Bana göre bunun tek bir cevabı var, bu savaş sadece ''akıl'' başat hale geldiğinde bitecek.
Prometheus'ta bu tahakkümün karşısına dikilen, tahakkümün gücünü sınırlayıp gerçekleri ortaya çıkarmak isteyen, doğru bildiği yoldan şaşmayıp yaptıklarının farkında olan ve bu uğurda zincire vurulup, kargalara yem edilen yol göstericidir.
Ölümlülere ateş götürebilmek ve onları aydınlatabilmek amacıyla Zeus'u karşısına alan kişidir Prometheus. Ölümsüz olduğu için yapılacak işkencelerin onu ölüm denen kurtuluşa götürmeyeceğini ve Zeus'un sonsuz azabı ile başbaşa kalacağını bile bile yapar bunu. Bunu yapmasının sonucu olarak elleri ve ayakları ile mıhlanır bir kayaya. Bu görevi ise Zeus'un arkadaşı ve tahtının koruyucusu ve aynı zamanda Zeus'u, Zeus'tan çok düşünen Kratos yapar. Bu yüzden eğer Prometheus'u öldürmek gibi bir şansı olsa Kratos bunu asla düşünmeden yapabilecek olandır. Diğer taraftan ise Prometheus'u çivilemesine rağmen ona acıyan ve aynı zamanda Prometheus'a saygı duyan Hephaistos vardır.
Prometheus başına bunca işkencelere yol açan davranışını insanlara acıdığı ve onlara yol göstermek istediği için yapmıştır. Ölümlüler dediği insanlar, bakar ama göremez, ışık yoktur bir yeri aydınlatamaz, doğruyu ve yanlışı birbirinden ayıramaz, hasta olduğunda ona iyi gelecek olan ilacın ve merhemin ne olduğunu bilemez... Prometheus bunları gördükten sonra dayanamaz ve insanlara ateşi götürür. Çünkü doğanın özünün ateşten olduğunun farkındadır. İnsanın gelişmesi ve çağların ilerlemesinin ateş sayesinde mümkün olabileceğini, insanların buradan sayılara ulaşıp kendine değer katıp ölümlü hayatları boyunca hayat hakkında bilince ulaşabileceklerinin farkındadır. Bu yüzden yapar bunu. Zeus ise Prometheus'un yaptığı bu eyleme karşı ölümlüleri cezalandırmıştır. Onu kendi cümleleri ile yazmam daha doğru olur. Bu cezalandırma şöyledir:
Eskiden insanoğulları bu dünyada
Dertlerden, kaygılardan uzak yaşarlardı,
Bilmezlerdi ölüm getiren hastalıkları.
Pandora açınca kutunun kapağını,
Dağıttı insanlara acıları, dertleri.
Bir tek Umut kaldı dışarı çıkmadık
Kapağı açılan dert kutusundan.
Prometheus, diğer Yunan Tanrıları gibi değildir. Diğerleri ölümlülere ve kendileri dışındaki kimseye bakmazlar. Çünkü onlar ulaşılması en üst mertebededirler. Diğerlerine yardım etmek onlara duyulan saygıyı ortadan kaldırabilir anlayışı ile sürdürürler yaşamlarını. Prometheus ise bunun tam tersini yapar. İşte tam burada erdem meselesi çıkar ortaya. Kendisine zararı, başkasına yararı dokunsa bile kişi eylemi yerine getirir mi?
Prometheus büyük bir haykırışın destanıdır. Bir zalimin boyunduruğu altında haykırmanın destanıdır. Bu büyük trajedi kadar önemli bir diğer bölüm ise Goethe bölümüdür. Burası da bir başkaldırıdır. Yunan mitolojisinin ve tragedyasının zirve noktası olabilecek bir kitaptı.