“İnsan olmak, sadece nefes almakla değil; kendini tanımakla, yüzleşmekle ve dönüşmekle mümkün.”
Engin Geçtan, İnsan Olmak kitabında psikiyatr kimliğini bir kenara bırakıp adeta bir dost gibi konuşuyor bizimle. Kitap boyunca okura yukarıdan bakan bir anlatım değil, tam tersine birlikte düşünen, sorgulayan ve samimi bir ses eşlik ediyor. Modern yaşamın insanı nasıl yabancılaştırdığını, kendi benliğimizden ve duygularımızdan nasıl uzaklaştığımızı yumuşak ama etkili bir dille anlatıyor.
Geçtan’a göre insan olmak; geçmişle hesaplaşmadan, toplumun dayattığı rolleri sorgulamadan ve kendi iç dünyamıza cesaretle bakmadan tam anlamıyla gerçekleşmiyor. Kitap, okuru suçlamadan ama dürüstçe sarsarak, içimizde gizlediğimiz taraflarımızı fark etmeye davet ediyor. Bizi biz yapan korkularımızı, öfkelerimizi, savunmalarımızı anlamaya çalışmamız gerektiğini söylüyor.
En çarpıcı yönü ise şu: “Değişim” kelimesini romantize etmeden, acılı ama gerçek bir süreç olarak ele alıyor. Bir şeyleri olduğu gibi kabullenmekle, değişime direnmek arasında gidip gelen yanlarımızı sabırla çözümlüyor.
Son sayfayı kapattığınızda bilgi değil, bir farkındalık kalıyor elinizde. Sanki biri omzunuza dokunmuş ve “Biraz yavaşla, kendine daha yakından bak” demiş gibi.