Puan vermedi·368 syf.··
Beğendi
·
2025 29. kitabı
Merhaba arkadaşlar! Bugün size #deliliksalgını adlı eserin incelemesi ile geldim. Zihninde bir kıymık gibi duran sessizlik… İşte Delilik Salgını, tam da o kıymığın kanattığı yerden başlıyor. Mevlüt Soysal, pandemiyi bir arka fon değil, iç dünyaların infilak noktası olarak kuruyor. Kitapta virüs değil, düşler bulaşıcı. 30’lu yaşlardaki bireyler, kontrollü bir deney için karantinaya alınırken, gerçekliğin kumaşı sökülüyor ve her karakter, kendi zihninin karanlığına doğru akıyor. Bu romanın karantina merkezleri dört duvarla çevrili değil; bilinçle çevrilmiş labirentler gibi. Beden hastalanmadan önce ruh çözülüyor. Sanatla ilgilenen karakterler gerçekliğin dışına taşarken, “delilik” yavaşça bir tanı değil, bir özgürlük biçimi haline geliyor. Yazarın dili, ne tamamen rasyonel ne de bütünüyle düşsel. Her cümlede mantıkla hayalin bileği güreşiyor. Zaman içe kıvrılıyor, eşyalar konuşuyor, karakterlerin aklı birer harita gibi kıvrım kıvrım önümüze seriliyor. Delilik Salgını, bir kriz romanı değil; bir zihin kırılması. Ne tam anlamıyla distopya, ne tamamen gerçek… Ama kesinlikle unutulmaz bir bilinç deneyimi. @inkilapkitabevi
1000Kitap
Delilik SalgınıMevlüt Soysal · Sayfa 6 Yayınları · 20248 okunma
·
261 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.