Colette Dowling bu sorunun peşine düşüyor ve bize sadece bir teori değil, aynaya tutulmuş bir iç dünya sunuyor. Sindrella Kompleksi ,adını, hepimizin bildiği masal kahramanından alıyor ama masalın sonunda “prens” gelmese de hayatın devam ettiğini anlatıyor bizlere.
Kitap, kadınların büyütülme şeklinin, nasıl “kurtarılmayı bekleyen” bireyler yetişmesine sebep olduğundan bahsediyor.
Öğretilen bu “sessizce bekleme kültürü”, kadınların kendi potansiyellerini keşfetmelerine ve çoğu zaman bağımsızlıklarını kazanmalarına engel oluyor. Colette Dowling , bunu yalnızca teorik olarak değil, günlük yaşamdan, terapi seanslarından ve gerçek hikâyelerden örneklerle de anlatıyor.
Üslubu anlaşılır, içten bir dille yazılmış, kendi içindeki güçlü kadını bulmak isteyen herkes için bir farkındalık olacak bu kitabı, içsel engellerini anlamak ve özgürleşmenin psikolojik boyutunu keşfetmek isteyen herkesin okuması gerekiyor.
Kolay okunan, sade bir dile sahip, ama taşıdığı mesaj oldukça güçlü ve düşündürücü olan bu kitabı keşfetmeme vesile olan Can'ım Semra'm Semra YAPAL 'a teşekkürü borç bilirim.🩶