Puan vermedi·390 syf.··
2025 39. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 29 Mayıs 2025 20:14
Şah ve Sultan , Yavuz Sultan Selim ile Şah İsmail’in aynı coğrafyanın iki kutbu hâline geldiği, kişisel ihtiraslarla mezhep ayrılıklarının iç içe geçtiği bir dönemi anlatıyor. Her iki lider de cihangir olma arzusuyla hareket ediyor ve her biri kendi varlığını ötekinin yokluğu üzerine inşa etmeye başlıyor. Roman, siyasetin giderek inanç diliyle konuşmaya başladığı, Sünnilik ve Kızılbaşlık (Alevilik) gibi kavramların halk arasında siyasi aidiyet biçiminde kullanıldığı bir kırılma noktasını merkeze alıyor. İskender Pala , bu tarihsel gerilimi aktarırken anlatıyı iki ikiz kardeşin gözünden kuruyor; biri Şah İsmail’in, diğeri Yavuz Sultan Selim’in yanında yer alıyor. İkizler yer değiştirdikçe karşı cephedeki figürlere duyulan öfke, zamanla empatiye dönüşüyor ve bu değişim, okura olaylara farklı açılardan bakabilme imkânı sunuyor. Bu anlamda yazar, güçlü bir metafor yaratıyor. Ancak roman boyunca bu ikizler aracılığıyla yazarın kendi fikir ve düşüncelerini fazlaca aktardığı da dikkat çekiyor; kurmaca ile mesaj verme arzusu zaman zaman iç içe geçiyor. Bu objektif yaklaşımın oldukça uzağında kalıyor! “Ben sevginin ne olduğunu hiç durmadan anlamaya çalışıyorum." (S:241-ePub) Yazar, roman boyunca sevginin ne olduğunu hiç durmadan sorguluyor; bazen bir kadının kıskançlığında, bazen bir hükümdarın yalnızlığında, bazen de ihanete karşı duyulan sadakatte arıyor cevabı. Her olay, her diyalog, her içsel çözülme “sevgi neydi?” sorusunu yeniden ve yeniden düşündürüyor. Sevgi, bu romanda sabit bir tanım değil; değişen yüzleriyle, kırılganlıkla yoğrulmuş bir arayış olarak anlatılıyor. Adeta romanın asıl meselesi tarih değil, sevginin halleri oluyor. Alevilik-Sünnilik gibi son derece hassas bir konuda yazılmış bu romanda, yazarın birçok detaya ekstra özen göstermesi gerekirken bunu yapmadığını görüyorum. Bunun dışında, Taçlı karakteri olmasa romanın ilerleyemeyecek gibi durması, adeta bir Türk dizisi mantığıyla “ille bir aşk” koyalım anlayışı ve bu aşkın gereksizce abartılması dikkat çekiyor. Tarihî bir kırıntıyı alıp edebî ve dramatik bir karaktere dönüştürmüş. Gerçekte kimliği bilinmeyen bir eşin Osmanlı’ya esir düştüğü bilgisi, romanda “Taçlı” adını taşıyan, duygusal boyutu yüksek, başkaraktere dönüşen hatta Şah ve sultandan öte bir figür haline getirilmiş. Gerçek tarihî olayların kurguya feda edilmesi ya da tamamen hayalî olayların tarihsel gerçek gibi sunulması, ciddi anlamda yanıltıcı olabilir. Özellikle tarihle derin bağı olmayan, olayların arka planını bilmeyen bir okur, anlatılanları gerçek tarih sanabilir. Her okur kurgu ile tarih arasındaki o ince sınırı fark edemeyebilir. Bu yüzden okuyacak olanların bu ayrımı göz önünde bulundurarak ilerlemesini, anlatılanları tarihsel veri gibi kabul etmeden önce sorgulamasını öneriyorum. Eğer tarihi gerçekleri öğrenmek istiyorsanız, akademik kaynaklara başvurmanız daha doğru olacaktır.
Şah ve Sultanİskender Pala · Kapı Yayınları · 202537,9bin okunma
·
12 +1'leme
·
6bin Gösterim
2 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Uzun zamandır kütüphanemde okunmayı bekleyen bir kitap olur kendileri ..ikna oldum hocam kitap biraz daha bekleyebilir sanki :))
Alper Turgay
Gönderi Sahibi
😊 Bazen bekleyen kitaplar daha hayırlı olabilir😉📖
Özellikle son paragraf çok güzel olmuş, emeğinize sağlık.. 👌🙏
Alper Turgay
Gönderi Sahibi
Çok teşekkür ediyorum .👍😊🙏