Bir sabah kendime gözümü açtım.
Ama bu, uyandığım bir sabah değildi.
Gözümün içe döndüğü, algının, yargıların, beklentilerin kabuğunu çatlatıp içimde bir şeyin konuşmaya başladığı o kırılgan, sessiz andı.
Benliğimden dışa değil, özümden içe doğru baktım.
Ve orada…
Karanlığın en merkezinde, kırılganlıkla dimdik duran bir kaktüs vardı.
Onu hep dışımda sandım.
Bir bitki. Bir metafor. Bir sembol.
Oysa o benim tözümdü.
Yani varoluşumun özü, ayrılmaz parçam, varlığımın suskun şarkısıydı.
Benim gölgemdi ama korkunç değildi.
Dikenliydi ama yabani değildi.
Zordu ama düşman değildi.
Çünkü o, içimdeki erdemle yoğrulmuş bilinçti.
Sadece zihnimde değil, ruhumda şekillenen,
Ve bilinçaltımın en derin, en nemsiz, en ıssız bölgelerine bile nüfuz eden bir farkındalıktı.
Her bir dikeni, geçmişimde unuttuğum bir sorunun işaretiydi.
Ve her dikeniyle bana dokunduğunda sormam gereken soruları fısıldıyordu:
— “Neye inandığını sanıyorsun ama aslında neye saklanıyorsun?”
— “Bu acı gerçekten senin mi, yoksa taşıdığın bir hikâyenin yankısı mı?”
— “Kendinle yüzleşmeden huzur istemek, çölde yağmur beklemek değil mi?”
Kaktüs, susarak konuşuyordu.
Çünkü en yüksek bilinç, bazen en derin sessizlikle fısıldar.
Sadece kelimelerle değil; varoluşun kendisiyle…
Ve ben o sessizlikte ilk kez şunu fark ettim:
Ben her zaman başkalarının yargılarıyla kendimi biçimlendirmişim.
Beklentilerle büyütülmüş, “olmam gereken” benliğin karikatürü haline gelmişim.
Ve maskeler giymişim; kalabalıklara uygun, sevgiyi hak etmek için biçimlenmiş kalıplar.
Ama artık…
Maskemi yere attım.
Hayır, sadece atmadım.
Onu çiğnedim.
Ezdim o sahte yüzü,
Ezildikçe içimdeki kambur çatladı,
Düşünce kalıplarının bana taktığı tüm yük kırıldı.
Her çiğneme bir hatıraydı:
Başkası için sessiz kaldığım bir an,
Kendi sınırlarımı görmezden geldiğim bir gün,
Sevilmek için değişmeye çalıştığım geceler…
Çiğnedikçe bir çığlık çıktı içimden, ama bu acıdan değil, hafiflemeden gelen bir çığlıktı.
Yok olan egomun fısıltısıydı.
Ve o anda anladım:
Arınma, yükü taşımamak değil, yükü anlamaktır.
Felsefe buna “varoluşsal yeniden doğuş” der.
Psikoloji, “ego maskesinin çöküşü” der.
Ama kaktüsüm buna sadece “dinginlik” dedi.
Dinginlik; her çöl fırtınasına rağmen ayakta kalmayı öğrenmiş bir bilinçtir.
Zorlukla savaşmak değil, onunla birlikte var olmayı öğrenmektir.
Geçmişin zincirine tutsak olmadan, geleceğin belirsizliğine düşmeden,
Şu anın kendisinde bütünleşmek…
İşte bu, içsel huzurun en yalın şeklidir.
Ve bu huzura varan yol, sancılıdır.
Çünkü bilinç, kendini parçalarken büyür.
Bilinçaltı, eğitilmeyi değil, duyulmayı ister.
Önce ona kulak verilir, sonra onun diliyle konuşulur.
Ve bu dil, sözlerden çok sorularla konuşur:
“Bu düşünce bana mı ait?”
“Bu korku kimin sesi?”
“Bu sessizlik gerçekten huzur mu, yoksa bastırılmış bir çığlık mı?”
Her soru, yeni bir çatlak.
Her çatlak, içinden doğan bir ışık.
Ve o ışık, beni içime yönlendiren erdemdi.
Erdem sadece “doğru olanı” yapmak değilmiş.
Erdem, acıya rağmen açık kalmakmış.
Dikenlere rağmen yumuşak kalabilmek,
Yüzleşmeye rağmen şefkat gösterebilmekmiş.
Kaktüsüm bunu öğretti bana.
O benim yalnızlıkla yoğrulmuş sabrımdı.
Karanlıkla terbiye edilmiş irademdi.
Ve bilinçaltımın kaynağından beslenen özümdü.
Ben artık biliyorum:
Tözüm olan kaktüs, sadece hayatta kalmayı değil, kendimle barış içinde yaşamayı da öğretmiş.
Artık maskelere değil, özbenliğime dayanıyorum.
Algım net.
Yargılar yıkılmış.
Beklentiler sökülmüş.
Ve ben, içimdeki sesin yankısında tek bir şey söylüyorum:
“Ben kendi özümle tamamım.”
Ve bu tamamlık, ne dışarıdan bir onayla büyür
ne de geçmişin yüküyle ezilir.
O, içimdeki kaktüsün sessizliğinde yankılanan sonsuz bir bilgelik.
Kaktüs benim erdemle yoğrulmuş tözümse,
Ben de onun içindeki suyu fark eden
ve her susuzlukta kendine dönen
bir arayıcıyım.
Ve aradığımı buldum.
Çünkü artık biliyorum:
Benim içimde bir yaşam var, dikenleriyle kutsanmış, yalnızlığıyla bütünleşmiş,
ve sabrın sessiz diliyle konuşan…
Kendine sadık bir öz var.
Ve bu öz, bendeki her yaranın altında
beni bekliyordu.
Sessizce.
Ve ben artık oradayım.
Kaktüsümde.
Özümde.
Tözümde.
Dinginliğimde.
youtu.be/SI_7EhnUBIw?si=...